İş dünyası, günümüz bilgi ve iletişim toplumuna kadar sadece ekonomik faydalarının maksimizasyonunu sağlamak için kaliteli ürün üretme temelinde stratejik planları hayata geçirdi. İş dünyasının stratejik planları bu çerçevede işletmelere sadece hissedarlarının karlarını arttırmak ve yeni işletmeler kurmak için yeterliydi. Nitekim Bilgi ve İletişim toplumu ile birlikte, tüketiciler artık aldıkları ürünün arkasında kimin olduğunu, nasıl bir iş üretme sürecinin yürüdüğünü, etik değerleri ne kadar yerine getirdiğini ve kime iş dünyasında şans tanıdığını bilmek istiyordu. Bu çerçevede işletmelerin stratejileri değişmeye başladı ve ürünlerini tüketicilerin zihinlerinde farklılaştırabilmek, kim olduklarını ortaya koyabilmek, şeffaflık sağlamak ve en önemlisi güven ve itibar yaratmak amacı ile iş üretme süreçlerine Kurumsal Sosyal Sorumluluğu dahil ettiler. Böylelikle işletmeler kamuoyunu ve paydaşlarını kurumsal kültürden kurumsal yönetişime kadar her alanda aydınlatarak hem şirketin ekonomik faydasını arttırdılar hem de sosyal sorunlar karşısında değer yaratabilmenin yolunu açmışlardır. Bu çerçevede işletmeler özellikle ürün ve hizmetlerinde, kendi kurumlarında ve kişilerde değişim yaratarak küresel yönetim, iklim değişikliği, kaynak kıtlığı, nüfusun artması ve teknolojinin hızla gelişmesi gibi küresel trendlere karşı sergiledikleri tutum ve eğilimler ile rekabetçi küresel pazarda yerlerini almışlardır. İşletmelerin sürdürülebilirliği ile yakından ilgili olan bu uygulamalar günümüzde Avrupa Birliği gibi hem uluslar üstü kurumlar hem de Kurumsal Sosyal Sorumluluk alanında faaliyet gösteren başta CSR-Europe olmak üzere tüm Sivil Toplum Kuruluşları tarafından desteklenmektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder