İşletmelerin sorumluluğu söz konusu olduğunda birden çok kavram ile karşı karşıya kalıyoruz. Kurumsal vatandaşlık, kurumsal sorumluluk, kurumsal sosyal sorumluluk, kurumsal sosyal performans, paydaş teorisi ve kurumsal sürdürülebilirlik isimleri ile adlandırılan bu kavramların tanımlanmasında henüz bir fikir birliğine varılamadığı gibi bölgesel koşullar nedeni ile de yorumlamalarda farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Bazı çevrelerde kurumsal sosyal sorumluluğun sadece toplumsal katılım projeleri olarak algılanması gibi kurumsal sürdürülebilirlik uygulamaları da sadece çevre yönetimi olarak tasvir edilmektedir.
Oysaki bu kavramların temellerine indiğimizde bundan 5000 yıl önce “Sümer Tabletleri” yazılı olarak ticaret ilişkilerinde karşılıklı tarafların sorumluluklarını belirlemiş ve çalışanlara ayda 3 gün gibi yasal izinler öngörmüştür. Aynı zamanda dini kitaplarda da ticari ilişkilere, hayırseverliğe ve insan yönetimine dair kesin kurallar yer almaktadır. Tabi ki Aristo’nun da fikirlerini etik düşüncenin başlangıcı olarak kabul edersek 1960’lara kadar olan değişim sürecinde kurumların olmasa da bireylerin ya da iş adamlarının sosyal sorumluluğundan bahsedebiliriz.
1960’lı yıllar bahsi geçen kavramların kurumsal yapı ile ilişkilendirilmesinin temellerinin atıldığı dönemdir. 60’lı yılların tüketici hareketleri ve Carson’nın DDT kullanımının zararlarına karşı mücadelesi sürdürülebilirlik ve sorumluluk kavramlarının iş dünyasında ve akademik dünyada yer almasını sağlamıştır. Elbette ki Nader’in de tüketici hareketleri kapsamında “Hangi Hızda Olursa Olsun Güvensiz” isimli araç üreticilerine karşı olan mücadelesini de unutmamak gerekir.
Türkiye’de bazı çevrelerce iş dünyasının ve akademik çevrenin bu kavramlar ile çok geç karşılaştığı ve henüz içselleştiremediği savunulmaktadır. Nitekim Türkiye’nin güçlü hayırseverlik kültürü ve ahilik teşkilatı gibi kökenlerinin yanı sıra iş adamlarının sosyal sorumluluk uygulamaları ile ilk tanışması yine 60’lı yıllarda olmuştur. Atilla Gönenli tarafından yazılan “Yöneticinin Amacı Sadece Kar mıdır?” isimli makalesinin yanı sıra 70’li yıllarda özellikle İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü ve Türk Sevk ve İdare Derneği’nin yayınları ve farkındalık programları ile Türkiye’de bu kavramlar gündeme taşınmıştır.
Başlangıçta Türkiye’deki kurumsal sosyal sorumluluk anlayışında Amerikan düşünce yapısını gözlemliyor olsak da zaman ile kendi kültürel yapımız, ekonomik gelişmişliğimiz, coğrafi durumumuz ve kanuni düzenlemelerimiz gibi farklılıklarımız dolayısı ile bahsi geçen kavramların daha farklı yorumlamış olduğumuz görülmektedir. İş dünyasında halen hayırseverlik uygulamaları ve sivil toplum kuruluşları işbirlikleri ile yaratılan toplumsal katılım projeleri ön plana çıkarılmaktadır ve bunu kurumsal sosyal sorumluluk projesi olarak adlandırmaktayız. Oysaki kurumsal sosyal sorumluluk kavramı Avrupa Birliği’nin 25 Ekim 2011 tarihinde yenilediği tanımında “sosyal, çevresel, etik insan hakları ve tüketici endişelerini paydaşları ile yakın işbirliği içerisinde şirketlerin iş süreçlerine ve ana stratejisine dahil etmesi” olarak yer almıştır. Diğer bir açıdan ise bazı çevrelerce kurumsal sosyal sorumluluk kelimelerinden “sosyal” kelimesini çıkardığınız zaman yani “kurumsal sorumluluk” olunca kavramın daha geniş bir anlamı olduğu dile getirilmektedir. Nitekim kurumsal sorumluluk kavramı ile aslında burada belirtilmek istenilen durum “gönüllülük” uygulamasıdır. Çünkü kurumsal sorumluluk, sorumluluğu işletmenin iş süreçleri kapsamında ayrılmaz ve doğal bir parçası olarak görmektedir.
Türkiye’nin bu kavramlarla yaklaşık 45 yıllık geçmişi olmasına rağmen halen hangi kavramın konu başlığının daha geniş olduğunu tartışıyor, kurumsal sosyal sorumluluğu da “proje” olarak iletişim faaliyetlerinde kullanıyoruz. Türkiye gibi güçlü sorumluluk bağları olan ülkemizde bahsi geçen bu kavramları şirketlerin bir davranış biçimi olarak değil de bir süreç olarak kabul edip iş süreçlerimize kendi bölgesel yorumlarımız ile entegre etmeyi başarabilir isek ekonomik, sosyal ve çevresel alanların tümünde kalkınmamıza artı değer katacağı muhakkaktır.
Göksel Topçu, Editor, Sürdürülebilir Gündem, http://www.surdurulebilirgundem.org
Geleceğin İzdüşümleri
30 Mart 2012 Cuma
14 Mart 2012 Çarşamba
Asya Kalkınma Bankası'ndan İklim Değişiklisi Uyarısı Geldi
Asya Kalkınma Bankası, ülkelere, iklim değişikliğinin hızlanmasının yol açtığı ve açacağı doğal felaketler yüzünden toplu göçlere hazırlıklı olmaları uyarısında bulundu.
Asya Kalkınma Bankasının yayımladığı bir araştırmanın neticesinde, 2010 ve 2011 yıllarında Asya-Pasifik bölgesinde 42 milyon kişinin doğal afetler yüzünden evlerinden ayrıldığı belirtildi, ancak bu afetlerin kaçına iklim değişikliğinin yol açtığı ifade edilmedi.
Araştırma raporunda, Güneydoğu Asya nüfusunun üçte birinin, aralarında Endonezya, Myanmar, Filipinler, Tayland ve Vietnam'ın da bulunduğu riskli bölgelerde yaşadığına işaret edilerek, iklim değişikliğinden en çok etkilenecek 10 ülkeden 6'sının Asya-Pasifik bölgesinde olduğu vurgulandı.
Riskli bölgeler listesinin başını Bangladeş'in çektiği, bu ülkeyi Hindistan, Nepal, Filipinler, Afganistan ve Myanmar'ın izlediği kaydedildi.
Araştırmada, iklim değişikliğinin göçün ne kadarında etkili olduğuna ilişkin kesin bir oran verilmedi. Buna gerekçe olarak da göç kararlarına yoksulluk da dahil çeşitli unsurların etkili olması gösterildi.
AA
Asya Kalkınma Bankasının yayımladığı bir araştırmanın neticesinde, 2010 ve 2011 yıllarında Asya-Pasifik bölgesinde 42 milyon kişinin doğal afetler yüzünden evlerinden ayrıldığı belirtildi, ancak bu afetlerin kaçına iklim değişikliğinin yol açtığı ifade edilmedi.
Araştırma raporunda, Güneydoğu Asya nüfusunun üçte birinin, aralarında Endonezya, Myanmar, Filipinler, Tayland ve Vietnam'ın da bulunduğu riskli bölgelerde yaşadığına işaret edilerek, iklim değişikliğinden en çok etkilenecek 10 ülkeden 6'sının Asya-Pasifik bölgesinde olduğu vurgulandı.
Riskli bölgeler listesinin başını Bangladeş'in çektiği, bu ülkeyi Hindistan, Nepal, Filipinler, Afganistan ve Myanmar'ın izlediği kaydedildi.
Araştırmada, iklim değişikliğinin göçün ne kadarında etkili olduğuna ilişkin kesin bir oran verilmedi. Buna gerekçe olarak da göç kararlarına yoksulluk da dahil çeşitli unsurların etkili olması gösterildi.
AA
12 Mart 2012 Pazartesi
Türkiye'nin İlk Yeşil Tüketim Araştırması Sonuçları Açıklandı
Sürdürülebilirlik Akademisi’nin Schneider Electric ve GfK Türkiye işbirliğinde gerçekleştirilen Türkiye’nin ilk yeşil tüketim araştırmasının sonuçlarını 12 Mart, Pazartesi günü gerçekleşen basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı.
Türkiye’yi temsilen 15 ilde 15 yaş üstü 1,487 kentli tüketici ile 18 Ağustos – 16 Eylül 2011 tarihleri arasında gerçekleştirilen araştırmanın ilk yılı sonuçları oldukça çarpıcı.
“2011 Yeşil Tüketim Araştırması”na göre tüketicilerin %71’i satın aldığı ürünlerin “yeşil/çevre dostu” olması gerektiğini düşünmesine rağmen, sıklıkla yeşil/çevre dostu ürün satın alanların oranı sadece %17.
Türkiye’de tüketicilerin “çevreci tüketim” konusundaki davranışlarını, beklentilerini ve satın alma alışkanlıklarını ölçmek amacıyla yapılan araştırmanın sonuçlarına göre “yeşil ve çevre dostu ürün” deyince, tüketicilerin neredeyse yarısının (%49) aklına geri dönüşümlü ürünler geliyor; %36’sı organik, %32’si ise “enerji tasarruflu” ürünlerin çevre dostu olduğunu düşünüyor.
Tüketicilerin çevre bilinci konusunda düşünce ve davranışları fark gösteriyor
Araştırmaya göre, Türk tüketicileri çevre konusunu önemsiyor, ancak bu konuda düşünceleri ile davranışları büyük oranda farklılık gösteriyor. Satın aldığı ürünlerin yeşil/çevre dostu olması gerektiğini düşünenler %71 oranındayken, sıklıkla yeşil/çevre dostu ürün satın alanlar sadece %19’da kalıyor. Tüketicilerin %54’ü ise “yeşil ve çevre dostu ürün tüketmeliyiz” diyerek bilinçli olduğunu vurgulamasına rağmen, hiçbir zaman çevre dostu ürün almıyor.
Çevreyi ve yeşil ürünün çok önemli olduğunu düşünen tüketiciler bu ürünleri satın alma kararını da o kadar kolay vermiyor. Tüketicilerin yarısından çoğu, yeşil ve çevre dostu ürünleri satın almama nedenini yüksek fiyatlar olarak belirtirken, %26’sı çeşitlerin çok sınırlı olduğunu ve daha fazla yeşil ürün görmek istediğini belirtiyor. Tüketicilerin %20’si ise yeşil olduğu belirtilen ürünlerin güven vermeyen ürün bilgileri yansıttığından şikayet ediyor. Daha çok firmanın çevre çalışmaları yapmasını ve çevre dostu seçeneklerini arttırmasını talep ederken, ürün bilgilerinin daha güvenilir ve detaylı verilmesini istiyor.
“40 yıl içerisinde dünyanın enerji ihtiyacı iki katına çıkacak”
Araştırmayı değerlendiren Schneider Electric Balkanlar Ortadoğu ve Türkiye İletişim Direktörü Meltem Çakıcı ”Tüketiciler yeşil ve çevre dostu ürün deyince en çok geri dönüşümlü ve organik ürünleri anlıyorlar. Ancak 2025 yılında dünya nüfusuna 1 milyar kişi daha eklenecek ve enerji tüketimi gelecek 40 yıl içerisinde iki katına çıkacak. Dolayısıyla aslında enerji verimliliği bilinci ile dünya için birinci elden fayda sağlanabilir.
Biz Schneider Electric olarak, aynı işi daha az enerjiyle yapmak anlamına gelen enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konularının toplum tarafından da benimsenmesine odaklanıyoruz. Danışmanlık ve çözüm hizmetlerimiz, son kullanıcıya yönelik Life Space ürün gamımız, Enerji Üniversitesi projemiz ve WFES, Yeşil İş Konferansı gibi Türkiye’nin lider sürdürülebilirlik platformlarında aldığımız aktif rol ile bizler geleceğe güvenle bakıyoruz. Tüketicilerin çevre dostu tüketim konusunda bilinç durumunu ortaya koyan Yeşil Tüketim Araştırması’nı bizimle beraber gerçekleştiren Sürdürülebilirlik Akademisi ve GfK Türkiye’ye teşekkür ederiz.” dedi.
‘’Yeşil Tüketim Araştırması markalara çok önemli bir yol haritası oluşturacak .
‘’Tüketicilerin algılarının değişmesi tüm taraflara çok iş düşüyor.’’
Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Üyesi Semra Sevinç 2011 yılında faaliyetlerine başlayan Sürdürülebilirlik Akademisi’nin yaptığı çalışmalar içinde yer alan Yeşil Tüketim Araştırması’nın ilk yıl sonuçlarının; markalara çok önemli bir yol haritası oluşturacağına inandıklarını ve her yıl yenilenecek olan Yeşil Tüketim Araştırması’nın 2012 çalışmalarının başladığını belirtti.
Semra Sevinç, “Günümüzde artık tüketiciler çevreyi düşünen markaları daha fazla satın alıyor, bu markalara yakınlık ve güven duyuyorlar. Tüketiciler satın almaya hazır olduğu yeşil ürün ve hizmetler ile ilgili olarak; yüksek fiyat, az çeşit ve güven sarsıcı bilgilendirme ile ilgili endişe yaşıyor. Gelecek yıllarda markaların bu konuda yapacağı çalışma ve araştırmalarla tüketici beklentileri karşılanacaktır. Biz de Sürdürülebilirlik Akademisi olarak yoğun araştırma, bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları yaparak sürece katkıda bulunmayı hedefliyoruz.Türkiye’ de tüketici algılarını değiştirmek ve beklentilerini karşılamak için tüm taraflara çok iş düşüyor.” dedi.
“Yeşil ve çevre dostu ürün tüketim algısını hep birlikte değiştireceğiz”
GfK Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Fulya Durmuş, “2011’de ilkini gerçekleştirdiğimiz Yeşil Tüketim Araştırması’nın ortaya koyduğu önemli sonuçlar var. Araştırma katılımcıları sağlık ve eğitimin ardından en çok ilgilendikleri konunun çevre olduğunu belirtiyor ve %86’sı yeşil ve çevre dostu ürünü tanımlayabiliyor. Ancak bu ürünleri tüketenler katılımcıların yalnızca beşte biri. Katılımcıların %13’ü ise yeşil çevre dostu ürün tüketimini gereksiz buluyor. Bu da kullanıma yönelik algının değişmesi ve kullanımın yaygınlaşması için özellikle markaların fiyat skalalarını ve ürün üzeri bilgilendirmelerini yeniden gözden geçirmesi yönünde çalışmalar yapması gerektiğini ortaya koyuyor. GfK Türkiye olarak bizler de tüketicinin çevre yaklaşımını ve yeşil/çevre dostu ürün tüketimine yönelik algıyı seneler içerisinde takip ederek markalara değişim süreçlerinde yol göstermeyi amaçlıyoruz.” dedi.
Türkiye’de enerji tüketimini % 20 azaltmak, 60 milyar dolar değerinde
Konu ile ilgili Schneider Electric’in verdiği bilgilere göre ise Türkiye’de enerji tüketimini yüzde 20 azaltmanın parasal karşılığı 60 milyar dolar. Hizmet verdiği tüm sektörlere enerji yönetimi konusunda önderlik yapan Schneider Electric, aynı zamanda toplumda enerji yönetimi ve tasarruf bilincini arttırmak amacıyla online bir eğitim programı yürütüyor. Enerji Üniversitesi adı verilen program, internet kullanan herkesin kolayca ulaşabileceği ücretsiz online kurslardan oluşuyor. Enerji Üniversitesi’ne katılanlar enerji verimliliği konusunda belirli bir uzmanlık seviyesine geliyor ve program sonunda sertifika almaya hak kazanıyor.
2011 Yeşil Tüketim Araştırması basın toplantısı ‘’Kabron Nötr’’
Sürdürülebilirlik Akademisi, tüm çalışmalarında olduğu gibi 2011 Yeşil Tüketim Araştırması basın toplantısının da karbon ayakizini hesaplayarak, karbon emisyonlarını sıfırladı ve doğadaki ayakizini sildi.
Türkiye’yi temsilen 15 ilde 15 yaş üstü 1,487 kentli tüketici ile 18 Ağustos – 16 Eylül 2011 tarihleri arasında gerçekleştirilen araştırmanın ilk yılı sonuçları oldukça çarpıcı.
“2011 Yeşil Tüketim Araştırması”na göre tüketicilerin %71’i satın aldığı ürünlerin “yeşil/çevre dostu” olması gerektiğini düşünmesine rağmen, sıklıkla yeşil/çevre dostu ürün satın alanların oranı sadece %17.
Türkiye’de tüketicilerin “çevreci tüketim” konusundaki davranışlarını, beklentilerini ve satın alma alışkanlıklarını ölçmek amacıyla yapılan araştırmanın sonuçlarına göre “yeşil ve çevre dostu ürün” deyince, tüketicilerin neredeyse yarısının (%49) aklına geri dönüşümlü ürünler geliyor; %36’sı organik, %32’si ise “enerji tasarruflu” ürünlerin çevre dostu olduğunu düşünüyor.
Tüketicilerin çevre bilinci konusunda düşünce ve davranışları fark gösteriyor
Araştırmaya göre, Türk tüketicileri çevre konusunu önemsiyor, ancak bu konuda düşünceleri ile davranışları büyük oranda farklılık gösteriyor. Satın aldığı ürünlerin yeşil/çevre dostu olması gerektiğini düşünenler %71 oranındayken, sıklıkla yeşil/çevre dostu ürün satın alanlar sadece %19’da kalıyor. Tüketicilerin %54’ü ise “yeşil ve çevre dostu ürün tüketmeliyiz” diyerek bilinçli olduğunu vurgulamasına rağmen, hiçbir zaman çevre dostu ürün almıyor.
Çevreyi ve yeşil ürünün çok önemli olduğunu düşünen tüketiciler bu ürünleri satın alma kararını da o kadar kolay vermiyor. Tüketicilerin yarısından çoğu, yeşil ve çevre dostu ürünleri satın almama nedenini yüksek fiyatlar olarak belirtirken, %26’sı çeşitlerin çok sınırlı olduğunu ve daha fazla yeşil ürün görmek istediğini belirtiyor. Tüketicilerin %20’si ise yeşil olduğu belirtilen ürünlerin güven vermeyen ürün bilgileri yansıttığından şikayet ediyor. Daha çok firmanın çevre çalışmaları yapmasını ve çevre dostu seçeneklerini arttırmasını talep ederken, ürün bilgilerinin daha güvenilir ve detaylı verilmesini istiyor.
“40 yıl içerisinde dünyanın enerji ihtiyacı iki katına çıkacak”
Araştırmayı değerlendiren Schneider Electric Balkanlar Ortadoğu ve Türkiye İletişim Direktörü Meltem Çakıcı ”Tüketiciler yeşil ve çevre dostu ürün deyince en çok geri dönüşümlü ve organik ürünleri anlıyorlar. Ancak 2025 yılında dünya nüfusuna 1 milyar kişi daha eklenecek ve enerji tüketimi gelecek 40 yıl içerisinde iki katına çıkacak. Dolayısıyla aslında enerji verimliliği bilinci ile dünya için birinci elden fayda sağlanabilir.
Biz Schneider Electric olarak, aynı işi daha az enerjiyle yapmak anlamına gelen enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konularının toplum tarafından da benimsenmesine odaklanıyoruz. Danışmanlık ve çözüm hizmetlerimiz, son kullanıcıya yönelik Life Space ürün gamımız, Enerji Üniversitesi projemiz ve WFES, Yeşil İş Konferansı gibi Türkiye’nin lider sürdürülebilirlik platformlarında aldığımız aktif rol ile bizler geleceğe güvenle bakıyoruz. Tüketicilerin çevre dostu tüketim konusunda bilinç durumunu ortaya koyan Yeşil Tüketim Araştırması’nı bizimle beraber gerçekleştiren Sürdürülebilirlik Akademisi ve GfK Türkiye’ye teşekkür ederiz.” dedi.
‘’Yeşil Tüketim Araştırması markalara çok önemli bir yol haritası oluşturacak .
‘’Tüketicilerin algılarının değişmesi tüm taraflara çok iş düşüyor.’’
Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Üyesi Semra Sevinç 2011 yılında faaliyetlerine başlayan Sürdürülebilirlik Akademisi’nin yaptığı çalışmalar içinde yer alan Yeşil Tüketim Araştırması’nın ilk yıl sonuçlarının; markalara çok önemli bir yol haritası oluşturacağına inandıklarını ve her yıl yenilenecek olan Yeşil Tüketim Araştırması’nın 2012 çalışmalarının başladığını belirtti.
Semra Sevinç, “Günümüzde artık tüketiciler çevreyi düşünen markaları daha fazla satın alıyor, bu markalara yakınlık ve güven duyuyorlar. Tüketiciler satın almaya hazır olduğu yeşil ürün ve hizmetler ile ilgili olarak; yüksek fiyat, az çeşit ve güven sarsıcı bilgilendirme ile ilgili endişe yaşıyor. Gelecek yıllarda markaların bu konuda yapacağı çalışma ve araştırmalarla tüketici beklentileri karşılanacaktır. Biz de Sürdürülebilirlik Akademisi olarak yoğun araştırma, bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları yaparak sürece katkıda bulunmayı hedefliyoruz.Türkiye’ de tüketici algılarını değiştirmek ve beklentilerini karşılamak için tüm taraflara çok iş düşüyor.” dedi.
“Yeşil ve çevre dostu ürün tüketim algısını hep birlikte değiştireceğiz”
GfK Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Fulya Durmuş, “2011’de ilkini gerçekleştirdiğimiz Yeşil Tüketim Araştırması’nın ortaya koyduğu önemli sonuçlar var. Araştırma katılımcıları sağlık ve eğitimin ardından en çok ilgilendikleri konunun çevre olduğunu belirtiyor ve %86’sı yeşil ve çevre dostu ürünü tanımlayabiliyor. Ancak bu ürünleri tüketenler katılımcıların yalnızca beşte biri. Katılımcıların %13’ü ise yeşil çevre dostu ürün tüketimini gereksiz buluyor. Bu da kullanıma yönelik algının değişmesi ve kullanımın yaygınlaşması için özellikle markaların fiyat skalalarını ve ürün üzeri bilgilendirmelerini yeniden gözden geçirmesi yönünde çalışmalar yapması gerektiğini ortaya koyuyor. GfK Türkiye olarak bizler de tüketicinin çevre yaklaşımını ve yeşil/çevre dostu ürün tüketimine yönelik algıyı seneler içerisinde takip ederek markalara değişim süreçlerinde yol göstermeyi amaçlıyoruz.” dedi.
Türkiye’de enerji tüketimini % 20 azaltmak, 60 milyar dolar değerinde
Konu ile ilgili Schneider Electric’in verdiği bilgilere göre ise Türkiye’de enerji tüketimini yüzde 20 azaltmanın parasal karşılığı 60 milyar dolar. Hizmet verdiği tüm sektörlere enerji yönetimi konusunda önderlik yapan Schneider Electric, aynı zamanda toplumda enerji yönetimi ve tasarruf bilincini arttırmak amacıyla online bir eğitim programı yürütüyor. Enerji Üniversitesi adı verilen program, internet kullanan herkesin kolayca ulaşabileceği ücretsiz online kurslardan oluşuyor. Enerji Üniversitesi’ne katılanlar enerji verimliliği konusunda belirli bir uzmanlık seviyesine geliyor ve program sonunda sertifika almaya hak kazanıyor.
2011 Yeşil Tüketim Araştırması basın toplantısı ‘’Kabron Nötr’’
Sürdürülebilirlik Akademisi, tüm çalışmalarında olduğu gibi 2011 Yeşil Tüketim Araştırması basın toplantısının da karbon ayakizini hesaplayarak, karbon emisyonlarını sıfırladı ve doğadaki ayakizini sildi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


