Yüksek
seviyeli enflasyon oranlarını ve devalüasyonları geçmişte bırakan
ülkemiz, ekonomik büyüklük olarak adım adım gelişmiş ülkelere
yaklaşıyor. Ekonomik büyüklük açısından incelediğimizde ise Avrupa’da
çoğu ülkeyi zaten geride bırakıyoruz. Hatta dünyanın önde gelen
araştırma ve denetim şirketlerinden PriceWaterhouseCoopers’ın yaptığı
araştırmaya göre Türkiye, 2030 yılında dünyanın 12. büyük ekonomisi,
2050 yılında ise 5 trilyon dolar barajını aşacağı öngörülüyor.
Ekonomik
büyümenin günlük hayatımıza faydalarını son 10 yıllık süreçte gördük.
Her ne kadar dönem dönem vergiler, zamlar ve diğer maliyetlerimizde
artışlar yaşasak da belirli bir istikrarı yakaladık. Geleceğimize bakış
açımız herhangi bir kriz yaşamazsak kötümserlikten iyimserliğe doğru
gittiğini söyleyebiliriz. Tabi bir de bunların yanında kayıt dışı
ekonomiyi, bölgemizdeki siyasi istikrarsızlığı ve PKK Terör örgütü gibi
konuları da göz ardı etmemek gerekir. Belki bu kadar zorlu bir
coğrafyada yaşamasaydık şuan her birimiz daha yüksek bir refah düzeyi
altında yaşıyor olabilirdik.
Sadece Ekonomik Büyüme Yeterli mi?
Ekonomik
büyüme, eğer sadece toplumun belirli bir kesimini etkileyip büyük
çoğunluğunu açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşamaya mahkum ediyor ise
o ülkede sorun var demektir.
2020
yılında dünya nüfusunun 8,5 milyara ulaşacağı öngörülüyor. Hızla artan
nüfus, kaynaklara olan talep düzeyini arttırarak gelecek yıllarda doğal
kaynaklarımız üzerinde baskı oluşturacaktır. Gerek doğal kaynaklarımızın
hızla tükenmesi gerekse de çevre kirliliği dolayısı ile insanoğlu her
an yeni bir insani sorun ile karşılaşacak ve yaşamsal derecede
etkilenecektir.
Bugünkü
kaynaklarımızdan, yaşadığımız çevreden ve en basiti soluduğumuz temiz
havadan gelecek nesilleri mahrum etmek istemiyorsak ekonomik büyümenin
yanında kalkınmayı da göz önünde bulundurmalıyız. Çünkü sadece ekonomik
büyümeyi hedeflemek çocuklarımızın geleceğini karanlığa gömmek ile eş
anlamlıdır. Kalkınma ile büyüme kelimesinin arasında işte bu kadar büyük
bir fark var. Türkiye, kalkınma kelimesinin arkasından gittiği sürece
çocuklarımız, gelecek yıllarda daha sağlıklı bir çevrede ve bir o kadar
da insan onuruna yakışır bir şekilde yaşamak için bir şans elde
edeceklerdir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder