Göksel Topçu, Koordinatör, Köprü Sürdürülebilirlik Danışmanlığı www.surdurulebilirgundem.org
İşletmelerin iş süreçlerindeki paydaş katılımı ve diyalog geliştirme faaliyetleri, temel bir strateji olmaya doğru yol alır iken topluma yönelik politikaların ise merkezinde yer almaktadır. Küresel alandaki ekonomik ve sosyal gelişmeler de işletmeler açısından paydaşların belirlenmesi ve beklentilerinin karşılanması sonucunda değer yaratan sürdürülebilir uygulamalarının yaygınlaştığını doğrulamaktadır.
İşletmelerin, sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk faaliyetlerinde başarılı olmalarının yolu farklı katılım uygulamalarından geçer. Paydaş katılım uygulamalarının mükemmelliği; güven, liderlik ve güçlü bir performanstan oluşur. İşletmenin güçlü performansı, paydaşların itibar zedeleyici faaliyetlerinden şirketi korur. Bazı paydaş grupları, işletmenin faaliyetlerinden zarar görmüş olsa dahi “katılım uygulamalarının” etkili olması dolayısı ile paydaş reaksiyonlarının alt seviyelerde kalmasını sağlar. Güven unsurunu sağlamış işletmeler ise paydaşlarının kendilerine karşı saldırılarından ziyade desteklerini alarak iş süreçlerini geliştirirler. Paydaşların güvenini sağlamak isteyen işletmelerin öncelikle paydaş haritalarını çıkarmaları, planlama yapmaları ve katılım sağlamaları gerekmektedir. Toplumsal hedeflerin başarılması ve itibarın güçlendirilmesi de işletmelerin liderlik çalışmalarına bağlıdır. Stratejik paydaşlar ile başarılı uygulamaların hayata geçirilmesi işletmelerin liderlik yeteneklerini ortaya koyarak performanslarını üst düzeyde tutar.
Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de iş hedeflerine ulaşmada paydaşların yarattığı değeri kabul eden birçok işletme, paydaşlarını belirlemiş ve iş süreçlerini paydaşlarını içine alacak şekilde genişletmiştir. İş süreçlerini belirli performans göstergelerine göre genişleten bu şirketler, Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği’nin Kadir Has Üniversitesi’nde düzenlediği pazaryeri etkinliğinde paydaşları ile bir araya geldi. Kamu çalışanları, akademisyenler, müşteriler, iş dünyasının temsilcileri, basın mensupları ve öğrencilerden oluşan paydaşlarına sürdürülebilirlik uygulamalarını ve sosyal kalkınma hedefleri kapsamında geliştirdikleri sosyal sorumluluk projelerini sundular. Paydaşların görüşlerine başvurulması ve değerlendirilmesi için önemli bir fırsat olan Kurumsal Sosyal Sorumluluk Çözümleri Pazaryeri Etkinliği’nde başarılı şirketler paydaşları tarafından ödüllendirildiler. Yüzlerce paydaşın oy kullandığı pazaryeri etkinliğinde kurumsal sorumluluk ve sürdürülebilirlik projelerini; etki, değer katma ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda yöneten anahtar ve priz sektörünün lideri VİKO, paydaş kategorisinde birinciliğe sahip oldu. Çevresel sürdürülebilirliği amaçlayan “Aydınlık Bir Gelecek İçin” isimli projesi ile paydaşlarını iş süreçlerine dahil eden ve diyalog kurmayı başaran VİKO, sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk faaliyetleri dolayısı ile 2011 yılının en beğenilen şirketi oldu.
Kurumsal Sosyal Sorumluluk Çözümleri Pazaryeri gibi paydaşların işletmeler ile buluştuğu etkinlikler sonucunda paydaşların beğenisini kazanan şirketler güven ve itibar çalışmalarında bir adım öne çıkarak piyasadaki değerleri artıyor. Yönetim kültürlerini, paydaşlar ile işbirliğinde sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk üzerine kuran bu şirketler, piyasadaki risklerinin düşürmesinin yanı sıra sürdürülebilir büyüme için kırılma noktasının bir adım ötesine geçmiş oluyorlar.
31 Aralık 2011 Cumartesi
30 Aralık 2011 Cuma
Enerji Verimliliğine Kredi Desteği
MARKA ve TURSEFF arasında imzalanan işbirliği protokolü kapsamında çevreci, enerji verimliliği sağlayan yatırımlar için 1,3 milyar dolarlık kredi imkânı sağlanacak.
Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) ve Türkiye Sürdürülebilir Enerji Finansmanı Programı (TURSEFF) arasında imzalanan işbirliği protokolü kapsamında çevreci, enerji verimliliği sağlayan yatırımlar için 1,3 milyar dolarlık kredi imkânı sağlanacak.
İşbirliği protokolü MARKA Genel Sekreteri Erkan Ayan ve TURSEFF Program Direktörü Burak Kartal arasında imzalanarak yürürlüğe girdi. İmza töreninde konuşan Ayan, anlaşmayla küçük ve orta boy işletmeler, organize sanayi bölgeleri ve vatandaşların bireysel olarak kredi imkânından yararlanabileceğini söyledi.
Türkiye'de enerji tüketiminde ilk sırada Doğu Marmara'nın olduğunu ifade eden Ayan, "2010 2013 Doğu Marmara Bölge Planımızın önemli bir hedefi de yenilenebilir enerji kaynaklarından en üst düzeyde yararlanmak ve enerji verimliliğini sağlamak. Bugüne kadar açtığımız destek programlarından bu konuda birçok işletmeye karşılıksız destek sağladık. Bankalar aracılığıyla sağlanan bu kredi programı ile ilgili bilgi almak isteyenler Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova illerinde bulunan yatırım destek ofislerinden bilgi alabilirler." dedi.
Yenilenebilir enerji kaynakları olan hidroelektrik, rüzgâr enerjisi ile ilgili yatırımların bölgelerinde de devam ettiğini kaydeden Ayan, evlere binalara, işletmelere enerji tasarrufu ve verimliliği sağlamak için yapılacak tüm projeler için kredi fonundan bankalar aracılığıyla kaynak sağlanacağını vurguladı.
"Projenin en avantajlı yönünün projelerin yüzde 100 kredilenebilir olması." diyen Ayan, şöyle devam etti: "Bu program, ticari enerji verimliliği ve yenilenebilir projeleri için azami 5 milyon Dolar, küçük ölçekli projeler için 300 bin Dolar, konut sektöründeki projeler için 75 bin Dolar, enerji verimliliği tedarikçileri için azami 1 milyon Dolar kredi imkanı sunmakta. Toplam fon tutarı 1,3 milyar dolar."
TURSEFF Program Direktörü Kartal ise, AB tarafından geliştirilen Temiz Teknoloji Fonu ile çevreye yararı dokunacak her türlü projede desteğe hazır olduklarını belirtti.
Verecekleri kredinin yanı sıra projelere ücretsiz teknik mühendislik desteği de sağlayacaklarını vurgulayan Kartal, "Vereceğimiz kredi tüm ticari ve ihtiyaç kredilerinden çok daha düşük faizle veriliyor. Zaten enerji tasarrufundan ve verimliliğinden sağlayacağınız gelir krediyi finanse edecektir." diye konuştu.
Diğer yandan krediyi kullanmak için Halkbank, İş Bankası, Akbank, Vakıfbank ve Denizbank ile anlaşma sağlayan Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, Türkiye'de Kalkınma Ajansları arasında ilk olarak MARKA ile protokol imzaladı. Bölge itibariyle enerji kullanımı yoğun olan Doğu Marmara'da bu kredi programından yararlanmak isteyenler MARKA'nın rehberliği ve öncüllüğünde kredi alabilir. MARKA projenin tanıtımına ilişkin ocak ayı içerisinde tanıtım paneli düzenleyecek.
Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) ve Türkiye Sürdürülebilir Enerji Finansmanı Programı (TURSEFF) arasında imzalanan işbirliği protokolü kapsamında çevreci, enerji verimliliği sağlayan yatırımlar için 1,3 milyar dolarlık kredi imkânı sağlanacak.
İşbirliği protokolü MARKA Genel Sekreteri Erkan Ayan ve TURSEFF Program Direktörü Burak Kartal arasında imzalanarak yürürlüğe girdi. İmza töreninde konuşan Ayan, anlaşmayla küçük ve orta boy işletmeler, organize sanayi bölgeleri ve vatandaşların bireysel olarak kredi imkânından yararlanabileceğini söyledi.
Türkiye'de enerji tüketiminde ilk sırada Doğu Marmara'nın olduğunu ifade eden Ayan, "2010 2013 Doğu Marmara Bölge Planımızın önemli bir hedefi de yenilenebilir enerji kaynaklarından en üst düzeyde yararlanmak ve enerji verimliliğini sağlamak. Bugüne kadar açtığımız destek programlarından bu konuda birçok işletmeye karşılıksız destek sağladık. Bankalar aracılığıyla sağlanan bu kredi programı ile ilgili bilgi almak isteyenler Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova illerinde bulunan yatırım destek ofislerinden bilgi alabilirler." dedi.
Yenilenebilir enerji kaynakları olan hidroelektrik, rüzgâr enerjisi ile ilgili yatırımların bölgelerinde de devam ettiğini kaydeden Ayan, evlere binalara, işletmelere enerji tasarrufu ve verimliliği sağlamak için yapılacak tüm projeler için kredi fonundan bankalar aracılığıyla kaynak sağlanacağını vurguladı.
"Projenin en avantajlı yönünün projelerin yüzde 100 kredilenebilir olması." diyen Ayan, şöyle devam etti: "Bu program, ticari enerji verimliliği ve yenilenebilir projeleri için azami 5 milyon Dolar, küçük ölçekli projeler için 300 bin Dolar, konut sektöründeki projeler için 75 bin Dolar, enerji verimliliği tedarikçileri için azami 1 milyon Dolar kredi imkanı sunmakta. Toplam fon tutarı 1,3 milyar dolar."
TURSEFF Program Direktörü Kartal ise, AB tarafından geliştirilen Temiz Teknoloji Fonu ile çevreye yararı dokunacak her türlü projede desteğe hazır olduklarını belirtti.
Verecekleri kredinin yanı sıra projelere ücretsiz teknik mühendislik desteği de sağlayacaklarını vurgulayan Kartal, "Vereceğimiz kredi tüm ticari ve ihtiyaç kredilerinden çok daha düşük faizle veriliyor. Zaten enerji tasarrufundan ve verimliliğinden sağlayacağınız gelir krediyi finanse edecektir." diye konuştu.
Diğer yandan krediyi kullanmak için Halkbank, İş Bankası, Akbank, Vakıfbank ve Denizbank ile anlaşma sağlayan Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, Türkiye'de Kalkınma Ajansları arasında ilk olarak MARKA ile protokol imzaladı. Bölge itibariyle enerji kullanımı yoğun olan Doğu Marmara'da bu kredi programından yararlanmak isteyenler MARKA'nın rehberliği ve öncüllüğünde kredi alabilir. MARKA projenin tanıtımına ilişkin ocak ayı içerisinde tanıtım paneli düzenleyecek.
23 Aralık 2011 Cuma
Gölmahal'de çevre dostu villalar
Fotoğraf sektöründeki Yalçınlar Grup, Büyükçekmece'deki arazisi üzerinde 38 villadan oluşan Gölmahal projesini gerçekleştiriyor. Gölmahal'de villaların metrekare satış fiyatı 2 bin 150 dolar
Fotoğrafçılık sektöründeki başarısını inşaat sektörüne taşımak isteyen Yalçınlar Grup, 92 bin 470 metrekarelik bir alanda, brüt 720 metrekarelik 38 villanın yer aldığı Gölmahal projesini hayata geçiriyor. Gölmahal, çevre dostu, enerji tasarrufu sağlayan akıllı sistem uygulamaları ile ön plana çıkıyor. Projedeki villalar, kendi kaynaklarını üretiyor, doğadan aldığını doğaya yeniden sunuyor ve tasarruf sağlayan malzemelerden inşa ediliyor.
TASARRUFLU PROJE
İçe eğimli özel tasarım çatıların sayesinde, yağmur suları iç bahçeden dev sarnıca toplanıyor. Toplanan sular biyolojik ve kimyasal olarak arıtıldıktan sonra yeniden kullanıma veriliyor. Su giderlerinde yılda yüzde 40 ila yüzde 60 tasarruf sağlanıyor. Rüzgar türbini ve güneş kollektörleri sayesinde, kendi elektriğini kendi üreten Gölmahal'de, elektrik giderlerinde yılda yüzde 15 ila yüzde 30 tasarruf elde ediliyor. Doğalgazın yangın, patlama, zehirlenme tehlikelerinin yanı sıra çevreye verdiği zararları önlemek amacı ile doğalgaz yerine, hava kaynaklı ısı pompaları ile elektriğin kullanıldığı projede, zeminden ısıtma ve serinletme hem de üflemeli merkezi klima sistemi yer alıyor. Bu sayede ilave olarak yüzde 20 ile yüzde 50 arasında enerji tasarrufu sağlanıyor. Bununla birlikte villalarda bulunan çatıdan bodrum kata kadar inen iç bahçenin aydınlığı, tüm villanın içine yayılarak, elektrik tasarrufuna olanak tanıyor. Cephede, çatıda, temelde, doğrama ve camlarda kullanılan izalasyon ile de ilave yüzde 20 civarında enerji tasarrufu sağlanan "Gölmahal"de, tüm villa ve ortak alanların elektrik sistemleri de tasarruf ve ihtiyaç hesapları yapılarak tasarlanmış.
M2'Sİ 2150 DOLAR
Gölmahal'deki villaların dekorasyonunda yepyeni bir ayrıcalık yaratan en önemli özelliklerden biri de villanın her noktasının gün ışığı almasını sağlay a n b i r iç bahçe bulunması. Villalar, iç bahçe sayesinde en üst kattan hobi alanı olarak kullanılabilen bodrum kata kadar inerek, bodrum katın dahi gün ışığından yararlanarak aydınlık olmasını sağlıyor. Böylelikle enerji tasarrufunda da yararlanılıyor. Metrekare satış fiyatı yaklaşık 2 bin 150 dolar olan Gölpark'ta, 48 aya kadar yüzde 0 faiz, peşinat için takas imkanı ve120 aya kadar vade imkanı sunuluyor.
Fotoğrafçılık sektöründeki başarısını inşaat sektörüne taşımak isteyen Yalçınlar Grup, 92 bin 470 metrekarelik bir alanda, brüt 720 metrekarelik 38 villanın yer aldığı Gölmahal projesini hayata geçiriyor. Gölmahal, çevre dostu, enerji tasarrufu sağlayan akıllı sistem uygulamaları ile ön plana çıkıyor. Projedeki villalar, kendi kaynaklarını üretiyor, doğadan aldığını doğaya yeniden sunuyor ve tasarruf sağlayan malzemelerden inşa ediliyor.
TASARRUFLU PROJE
İçe eğimli özel tasarım çatıların sayesinde, yağmur suları iç bahçeden dev sarnıca toplanıyor. Toplanan sular biyolojik ve kimyasal olarak arıtıldıktan sonra yeniden kullanıma veriliyor. Su giderlerinde yılda yüzde 40 ila yüzde 60 tasarruf sağlanıyor. Rüzgar türbini ve güneş kollektörleri sayesinde, kendi elektriğini kendi üreten Gölmahal'de, elektrik giderlerinde yılda yüzde 15 ila yüzde 30 tasarruf elde ediliyor. Doğalgazın yangın, patlama, zehirlenme tehlikelerinin yanı sıra çevreye verdiği zararları önlemek amacı ile doğalgaz yerine, hava kaynaklı ısı pompaları ile elektriğin kullanıldığı projede, zeminden ısıtma ve serinletme hem de üflemeli merkezi klima sistemi yer alıyor. Bu sayede ilave olarak yüzde 20 ile yüzde 50 arasında enerji tasarrufu sağlanıyor. Bununla birlikte villalarda bulunan çatıdan bodrum kata kadar inen iç bahçenin aydınlığı, tüm villanın içine yayılarak, elektrik tasarrufuna olanak tanıyor. Cephede, çatıda, temelde, doğrama ve camlarda kullanılan izalasyon ile de ilave yüzde 20 civarında enerji tasarrufu sağlanan "Gölmahal"de, tüm villa ve ortak alanların elektrik sistemleri de tasarruf ve ihtiyaç hesapları yapılarak tasarlanmış.
M2'Sİ 2150 DOLAR
Gölmahal'deki villaların dekorasyonunda yepyeni bir ayrıcalık yaratan en önemli özelliklerden biri de villanın her noktasının gün ışığı almasını sağlay a n b i r iç bahçe bulunması. Villalar, iç bahçe sayesinde en üst kattan hobi alanı olarak kullanılabilen bodrum kata kadar inerek, bodrum katın dahi gün ışığından yararlanarak aydınlık olmasını sağlıyor. Böylelikle enerji tasarrufunda da yararlanılıyor. Metrekare satış fiyatı yaklaşık 2 bin 150 dolar olan Gölpark'ta, 48 aya kadar yüzde 0 faiz, peşinat için takas imkanı ve120 aya kadar vade imkanı sunuluyor.
Türkiye İklim Değişikliği Taahhütlerini Açıkladı
BM’nin Durban’daki İklim Zirvesi’nde, “Kyoto Protokolü’nü imzaladığı halde, sera gazı azaltımı konusunda hiçbir taahhütte bulunmadığı için” günün fosili ilan edilen Türkiye, kıpırdandı.
Kyoto Protokolü’nü ‘gecikmeli’ imzalayan Türkiye, iklim değişikliği ile mücadelede atacağı adımları açıkladı. Yeni kurulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, sera gazı salımının azaltılması için sektörlere göre hedefler belirledi.
ENERJİ
Sera gazı emisyon envanterinde 1. sırada yer alan enerji sektörü, salımını 2015 yılında 2008’e göre yüzde 10 azaltacak.
Enerji verimliliği konusunda Ar-Ge için ayrılan mali olanaklar, 2015 yılına kadar 2009’a göre yüzde 100 arttırılacak.
ETBK tarafından verilen enerji verimliliği teşvik miktarı 2015’e kadar yüzde 100 arttırılacak.
2023 yılına kadar Türkiye çapında elektrik dağıtım kayıpları yüzde 8’e indirilecek.
SANAYİ
Sera gazı sınırlandırılmasına ve enerji verimliliğine yönelik yasal düzenlemeler yapılacak.
2015’e kadar Türkiye’de karbon piyasasının kurulmasına yönelik çalışmalar yapılacak.
BİNALAR
Kamu kuruluşlarının bina ve tesislerinde, yıllık enerji tüketimi 2015 yılına kadar yüzde 10, 2023 yılına kadar yüzde 20 azaltılacak.
2017’den itibaren yeni binaların yıllık enerji ihtiyacının en az yüzde 20’si yenilenebilir enerji kaynaklarından temin edilecek.
ULAŞTIRMA
Taşımacılıkta 2009’daki oranlar, 2023’e kadar iyileştirilecek.
2023 itibariyle, demiryollarının yük taşımacılığındaki payı yüzde 5’ten yüzde 15’e, yolcu taşımacılığında yüzde 2’den 10’a çıkacak.
2023 itibariyle; denizyollarının yük taşımacılığında yüzde 2.66 olan payı yüzde 10’a, yolcu taşımacılığında yüzde 0.37 olan payı yüzde 4’e çıkartılacak.
Karayollarının yük taşımacılığında yüzde 80.63 olan payı yüzde 60’ın altına, yolcu taşımacılığındaki oran yüzde 89.59’dan yüzde 72’ye düşürülecek.
ATIKLAR
Vahşi depolama sahalarının tamamı kapatılacak. 2023 sonundan itibaren belediye atıklarının yüzde 100’ü entegre tesislerde bertaraf edilecek.
TARIM
Toprakta tutulan karbon stok miktarı belirlenip arttırılacak.
İklim değişikliği ile mücadelede uyum için tarım bilgi altyapısı oluşturulacak.
ORMANCILIK
2020 yılına kadar tarımsal ormancılık faaliyetleriyle tutulan karbon miktarı yüzde 10 arttırılacak.
Ve yeşil dokuyla yerleşim alanlarında tutulan karbon miktarı yüzde 3 arttırılacak.
Kyoto Protokolü’nü ‘gecikmeli’ imzalayan Türkiye, iklim değişikliği ile mücadelede atacağı adımları açıkladı. Yeni kurulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, sera gazı salımının azaltılması için sektörlere göre hedefler belirledi.
ENERJİ
Sera gazı emisyon envanterinde 1. sırada yer alan enerji sektörü, salımını 2015 yılında 2008’e göre yüzde 10 azaltacak.
Enerji verimliliği konusunda Ar-Ge için ayrılan mali olanaklar, 2015 yılına kadar 2009’a göre yüzde 100 arttırılacak.
ETBK tarafından verilen enerji verimliliği teşvik miktarı 2015’e kadar yüzde 100 arttırılacak.
2023 yılına kadar Türkiye çapında elektrik dağıtım kayıpları yüzde 8’e indirilecek.
SANAYİ
Sera gazı sınırlandırılmasına ve enerji verimliliğine yönelik yasal düzenlemeler yapılacak.
2015’e kadar Türkiye’de karbon piyasasının kurulmasına yönelik çalışmalar yapılacak.
BİNALAR
Kamu kuruluşlarının bina ve tesislerinde, yıllık enerji tüketimi 2015 yılına kadar yüzde 10, 2023 yılına kadar yüzde 20 azaltılacak.
2017’den itibaren yeni binaların yıllık enerji ihtiyacının en az yüzde 20’si yenilenebilir enerji kaynaklarından temin edilecek.
ULAŞTIRMA
Taşımacılıkta 2009’daki oranlar, 2023’e kadar iyileştirilecek.
2023 itibariyle, demiryollarının yük taşımacılığındaki payı yüzde 5’ten yüzde 15’e, yolcu taşımacılığında yüzde 2’den 10’a çıkacak.
2023 itibariyle; denizyollarının yük taşımacılığında yüzde 2.66 olan payı yüzde 10’a, yolcu taşımacılığında yüzde 0.37 olan payı yüzde 4’e çıkartılacak.
Karayollarının yük taşımacılığında yüzde 80.63 olan payı yüzde 60’ın altına, yolcu taşımacılığındaki oran yüzde 89.59’dan yüzde 72’ye düşürülecek.
ATIKLAR
Vahşi depolama sahalarının tamamı kapatılacak. 2023 sonundan itibaren belediye atıklarının yüzde 100’ü entegre tesislerde bertaraf edilecek.
TARIM
Toprakta tutulan karbon stok miktarı belirlenip arttırılacak.
İklim değişikliği ile mücadelede uyum için tarım bilgi altyapısı oluşturulacak.
ORMANCILIK
2020 yılına kadar tarımsal ormancılık faaliyetleriyle tutulan karbon miktarı yüzde 10 arttırılacak.
Ve yeşil dokuyla yerleşim alanlarında tutulan karbon miktarı yüzde 3 arttırılacak.
20 Aralık 2011 Salı
2011 Sonunda Geleceğe Dair Karanlık Öngörüler
2011’in son günlerinde, bilim dünyası insan kaynaklı iklim değişikliğinin olası sonuçları üzerine bir kez daha uyardı.
Uzmanlar, iklim değişikliğini önleme konusunda 2012’de de acilen adım atılmamasının tehlikeleri sonuçları olabileceğini açıkladı. Tarım ve kentleşmenin etkilerini inceleyen uzmanlar, önümüzdeki yüzyıllarda dünyanın toprak kaynaklı ekosistemlerinin yüzde 40’ının değişim geçirebileceğini açıkladı.
Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) ve California Teknoloji Enstitüsü (CIT) uzmanlarının ortak çalışmasına göre, ormanlar, tundralar gibi ekosistemler iklim değişikliği nedeniyle kaybolabilir ya da varlıklarını sürdürebilmek için birbirlerine dönüşmek zorunda kalabilir. Bu durum, birçok bitki ve beraberinde hayvan popülasyonunun hayatta kalmak için daha büyük bir rekabete girmek zorunda kalabileceği anlamına geliyor.
Uzmanlar, 2100 yılına kadar dünyada sıcaklıkların 2 ila 4 derece arasında değişiklik göstereceğini; bunun da beraberinde, buzulların erimesi ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi sonuçlar getireceğini söylüyor. Uzmanlar, bu sebeple bazı bölgelerin artan buharlaşmadan ötürü daha nemli, bazı bölgelerin ise atmosferik sirkülasyondan ötürü daha kuru hale geleceğini öngörüyor.
NASA ve CIT uzmanları, iklimi ve beraberinde ekosistemleri değişebilecek yerler arasında Himalayalar, Tibet platosu, Afrika, Akdeniz Bölgesi, Güney Afrika ve Kuzey Afrika’nın bazı bölümlerini sayıyor.
Bilim dünyası, bitki örtülerinin değişmesinin birbirine bağımlı ve soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan bitki ve hayvan türlerinin etkileyeceğini ve bunun biyoçeşitliliği azaltacağını düşünüyor. Bu, Dünya’nın su, enerji, karbon ve diğer döngülerinin tamamen değişmesi anlamına gelebilir.
İklim değişikliğinin tetikleyeceği eko sistem değişikliklerinin insanları farklı kıtalara göçe zorlayabileceği, bitkilerin yeni koşullara uyum sağlayabilmek için bir dönüşüm sürecine gireceği, bazı hayvan türlerinin ise besin kaybından ötürü yok olabileceği belirtiliyor. 2011 yılını karamsar bir gelecek tahminiyle kapatan bilim dünyası, bu verilerin dünya uluslarını iklim değişikliği konusunda daha hızlı adım atma konusunda teşvik edeceğini umuyor.
Voanews
19 Ağustos 2011 Cuma
Bilinmezliğe Dair!
Uzuyor gecelerim bilinmezliğin gölgesinde,
Karmaşık cümleler dehlizlere itiyor benliğimi,
Kararsızlığının her adımında…
Karanlık çağlar açılıyor yine bu gece,
Yıldızlar aydınlatmıyor artık sensizliğimi,
Umudum kaldı mı bilmiyorum,
Güneşin doğacağına dair şafak sonrası…
Dokunsan bir kez derinliklerime,
Nergiz çiçeklere boy verecek sonsuzluğumda,
Umudu bağışlasan gecelerime,
Aydınlanacak martıların kanat çırptığı maviliklerim…
Karmaşık cümleler dehlizlere itiyor benliğimi,
Kararsızlığının her adımında…
Karanlık çağlar açılıyor yine bu gece,
Yıldızlar aydınlatmıyor artık sensizliğimi,
Umudum kaldı mı bilmiyorum,
Güneşin doğacağına dair şafak sonrası…
Dokunsan bir kez derinliklerime,
Nergiz çiçeklere boy verecek sonsuzluğumda,
Umudu bağışlasan gecelerime,
Aydınlanacak martıların kanat çırptığı maviliklerim…
21 Temmuz 2011 Perşembe
Bir Yudum Aydınlık
Zamanın kaldığı günlerdeyim,
Martılar ise umarsız, olup bitene şahitlik edercesine,
Yakamoz ışıltısını kaybediyor her adımımda kaderime dair,
İzlerimi siliyor Egem'in dalgaları, gitmemi istercesine ufkun karanlık yüzüne...
Umudu bekliyorum yine de oturmuş gölgesine rum evlerinin,
Belki gelir diyorum fısıldayarak denizlerimin üzerine,
Bir yudum aydınlık diliyorum Egem'den, mutluluğa dair.
Doğruluyorum yavaştan kaldırımların üzerine doğru,
Gözlerim hayallerime ulaşmak için ilerliyor zamana aldırmadan,
İsyan mı ediyorum bilmeden kadere karşı,
Sonucu belli olan savaşlara mı giriyorum yoksa?
Kararımızı verdik son yakamozun ışıltısını kaybettiği gün,
Bir yudum aydınlık için yürüyorum denizlerimin üzerine doğru,
İmbat değecekse tenime,
Martıların çığlıkları çınlayacaksa benliğimde birkez daha,
Tüm gücümle koşuyorum aydınlığa dair...
Martılar ise umarsız, olup bitene şahitlik edercesine,
Yakamoz ışıltısını kaybediyor her adımımda kaderime dair,
İzlerimi siliyor Egem'in dalgaları, gitmemi istercesine ufkun karanlık yüzüne...
Umudu bekliyorum yine de oturmuş gölgesine rum evlerinin,
Belki gelir diyorum fısıldayarak denizlerimin üzerine,
Bir yudum aydınlık diliyorum Egem'den, mutluluğa dair.
Doğruluyorum yavaştan kaldırımların üzerine doğru,
Gözlerim hayallerime ulaşmak için ilerliyor zamana aldırmadan,
İsyan mı ediyorum bilmeden kadere karşı,
Sonucu belli olan savaşlara mı giriyorum yoksa?
Kararımızı verdik son yakamozun ışıltısını kaybettiği gün,
Bir yudum aydınlık için yürüyorum denizlerimin üzerine doğru,
İmbat değecekse tenime,
Martıların çığlıkları çınlayacaksa benliğimde birkez daha,
Tüm gücümle koşuyorum aydınlığa dair...
20 Temmuz 2011 Çarşamba
Egeyi Anlayabilmek
Sen bilmezsin Ege'yi, İstanbullu!
Özgür ve naif insanların memleketidir Ege,
Üzüm bahçelerinde başlar Egelilerin hayatı,
Rakı masasında biter tüm yaşamı...
Ege'de martılar bile mutludur, İstanbullu!
Her kanat çırpışında ufka doğru,
Aydınlık mavilikler açılır önlerine.
İmbat hafiften serinletir Egelinin yüreğini,
Sevgilisinin tenini hisseder her nefes alışında,
Ve bir yudum haz alır, tüketmez mutluluğunu!
Ege yaşamdır İstanbul'lu!
Üç gün görmek için gittiğinde büyüler insanı,
Ama anlayamazsın sen!
İnsanı ile yakamozun ışıltısında kaybolmadıktan sonra...
Özgür ve naif insanların memleketidir Ege,
Üzüm bahçelerinde başlar Egelilerin hayatı,
Rakı masasında biter tüm yaşamı...
Ege'de martılar bile mutludur, İstanbullu!
Her kanat çırpışında ufka doğru,
Aydınlık mavilikler açılır önlerine.
İmbat hafiften serinletir Egelinin yüreğini,
Sevgilisinin tenini hisseder her nefes alışında,
Ve bir yudum haz alır, tüketmez mutluluğunu!
Ege yaşamdır İstanbul'lu!
Üç gün görmek için gittiğinde büyüler insanı,
Ama anlayamazsın sen!
İnsanı ile yakamozun ışıltısında kaybolmadıktan sonra...
4 Temmuz 2011 Pazartesi
Şirket Raporlamalarında Yeni Trendler
Göksel TOPÇU, Koordinatör, Köprü Danışmanlık, 05.07.2011
Şirketler, faaliyetleri gereği belirli paydaş grupları ile etkileşim halindedirler. İç ve dış paydaşlar olarak adlandırılan bu kişi, grup ve organiasyonlar, şirketlerin uzun dönemli karlılığını olumlu yönde etkileyebileceği gibi şirketlerin iş süreçlerinin sona ermesine dahi neden olabilirler. Kamu kuruluşlarından çalışanlara kadar geniş bir paydaş yelpazesi ile karşılıklı etki-bağımlılık ilişkisi içerisinde olan şirketler, finansal ve finansal olmayan raporlar aracılığı ile paydaşlarını performansları kapsamında bilgilendirirler.
1970'li yıllarda çevreci grupların boykotları ile başlayan iklim değişikliği odaklı sürdürülebilirlik politikaları, günümüzde şirketlerin küresel standartları baz alarak ekonomik, sosyal ve çevresel performanslarını paylaştığı raporlama sistemlerine dönüşmüştür.
Bu raporlar finansal raporlamanın haricinde ayrı bir rapor olarak sürdürülebilirlik raporlaması, finansal olmayan raporlama, kurumsal sosyal sorumluluk raporlaması ve üçlü raporlama(triple bottom line) olarak isimlendirilmektedir.
Şirketler tarafından paydaşlarını bilgilendirme amaçlı yayınlanan bu raporlar gönüllü küresel standartlar -Global Reporting Initative, AA1000 ve Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (COP)- baz alınarak hazırlanmaktadır. Küresel alanda 20.000’den fazla şirket tarafından yayınlanan finansal olmayan raporlar, şirketlerin sürdürülebilirliğe yönelik yönetim yaklaşmlarını ve ekonomik, sosyal ve çevresel performanslarını içermektedir.
Özel sektördeki yeni eğilimler ile şirketler, yayınladıkları finansal ve finansal olmayan raporları birleştirerek tek bir rapor halinde paydaşlarına sunmaya hazırlanıyor. Entegre Rapor olarak isimlendirilen bu raporlama çerçevesinde şirketlerin finansal performanslarını içeren veriler ile birlikte operasyonel süreçleri dahilindeki çevresel, sosyal ve yönetsel (ESG) performansları yer alıyor.
Entegre Rapor hazırlama sürecinde, Uluslararası Finansal Raporlama Standardı(IFRS) ve Global Reporting Initiative(GRI) Sürdürülebilirlik Raporlaması Standardı şirketlere uygulanabilir bir yol haritası sunmaktadır.
Entegre Raporlama Sisteminin henüz çok yeni olmasına rağmen KPMG’nin araştırmasına göre Fotune 250’deki şirketlerin yaklaşık olarak %3’ü Entegre Raporlama çerçevesini baz alarak raporlarını hazırlamaktadır.
Geleceğin sürdürülebilir şirketlerinin raporlama sistemi olarak lanse edilen Entegre Raporlama çerçevesinin mimarı ise Uluslararası Entegre Raporlama Komitesidir(IIRC). Özel sektör, Sivil Toplum Kuruluşları ve sürdürülebilirlik uzmanlarından oluşan paydaş grupları ile işbirliğinde her geçen gün Entegre Raporlama sistemi yaklaşımı ve performans göstergeleri geliştirilmektedir.
Şirketler, faaliyetleri gereği belirli paydaş grupları ile etkileşim halindedirler. İç ve dış paydaşlar olarak adlandırılan bu kişi, grup ve organiasyonlar, şirketlerin uzun dönemli karlılığını olumlu yönde etkileyebileceği gibi şirketlerin iş süreçlerinin sona ermesine dahi neden olabilirler. Kamu kuruluşlarından çalışanlara kadar geniş bir paydaş yelpazesi ile karşılıklı etki-bağımlılık ilişkisi içerisinde olan şirketler, finansal ve finansal olmayan raporlar aracılığı ile paydaşlarını performansları kapsamında bilgilendirirler.
1970'li yıllarda çevreci grupların boykotları ile başlayan iklim değişikliği odaklı sürdürülebilirlik politikaları, günümüzde şirketlerin küresel standartları baz alarak ekonomik, sosyal ve çevresel performanslarını paylaştığı raporlama sistemlerine dönüşmüştür.
Bu raporlar finansal raporlamanın haricinde ayrı bir rapor olarak sürdürülebilirlik raporlaması, finansal olmayan raporlama, kurumsal sosyal sorumluluk raporlaması ve üçlü raporlama(triple bottom line) olarak isimlendirilmektedir.
Şirketler tarafından paydaşlarını bilgilendirme amaçlı yayınlanan bu raporlar gönüllü küresel standartlar -Global Reporting Initative, AA1000 ve Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (COP)- baz alınarak hazırlanmaktadır. Küresel alanda 20.000’den fazla şirket tarafından yayınlanan finansal olmayan raporlar, şirketlerin sürdürülebilirliğe yönelik yönetim yaklaşmlarını ve ekonomik, sosyal ve çevresel performanslarını içermektedir.
Özel sektördeki yeni eğilimler ile şirketler, yayınladıkları finansal ve finansal olmayan raporları birleştirerek tek bir rapor halinde paydaşlarına sunmaya hazırlanıyor. Entegre Rapor olarak isimlendirilen bu raporlama çerçevesinde şirketlerin finansal performanslarını içeren veriler ile birlikte operasyonel süreçleri dahilindeki çevresel, sosyal ve yönetsel (ESG) performansları yer alıyor.
Entegre Rapor hazırlama sürecinde, Uluslararası Finansal Raporlama Standardı(IFRS) ve Global Reporting Initiative(GRI) Sürdürülebilirlik Raporlaması Standardı şirketlere uygulanabilir bir yol haritası sunmaktadır.
Entegre Raporlama Sisteminin henüz çok yeni olmasına rağmen KPMG’nin araştırmasına göre Fotune 250’deki şirketlerin yaklaşık olarak %3’ü Entegre Raporlama çerçevesini baz alarak raporlarını hazırlamaktadır.
Geleceğin sürdürülebilir şirketlerinin raporlama sistemi olarak lanse edilen Entegre Raporlama çerçevesinin mimarı ise Uluslararası Entegre Raporlama Komitesidir(IIRC). Özel sektör, Sivil Toplum Kuruluşları ve sürdürülebilirlik uzmanlarından oluşan paydaş grupları ile işbirliğinde her geçen gün Entegre Raporlama sistemi yaklaşımı ve performans göstergeleri geliştirilmektedir.
3 Temmuz 2011 Pazar
Karar Alma Süreçlerine Paydaş Katılımı
Genel anlamda kurumsal sorumluluk, kurum ve kuruluşların sistematik bir yaklaşım ile ekonomik, sosyal ve çevresel sorumluluğunu kurum kültürüne entegre ederek şeffaf ve hesaverebilir bir yöntem ile insan haklarından iklim değişikliğine kadar ilintili oldukları alanlarda değer yaratmasıdır.
2000’li yıllar ile Türkiye’de de yerleşmeye başlayan kavram paydaşlar tarafından sadece özel sektörün sorumluluğu olarak algılanmaktadır. Nitekim, bir bütünün parçası olarak kamu politikalarını uygulayan kamu kuruluşlarının da kurumsal sorumluluğu bulunmaktadır.
Kamu politikaları, hükümet ve kamu kuruluşları tarafından belirli süreçler tamamlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Politikaların oluşturulması ve uygulanması sürecinde hükümet ve kamu kuruluşları, paydaşları ile karşılıklı etki - bağımlılık ilişkisi içerisindedir. Hükümetin ve kamu kuruluşlarının paydaşları üzerindeki etkisi ve paydaşlarının hükümete ve kamu kuruluşlarına olan bağlılığı anlamına gelen bu ilişki kamu politikalarının başarısı ile yakından ilgilidir. Paydaşlarını detaylı olarak tanımlamış ve diyalog platformlarını oluşturan kamu kuruluşları, öncelikli politikaların tespitinden politikaların uygunlama süreçlerine kadar paydaş katılımını sağladığı sürece kamu politikalarının paydaşlar tarafından içselleştirilmesini kolaylaştırarak ekonomik ve sosyal kalkınmanın sürekliliğini sağlayabilir.
24. dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin 12 Haziran 2011 tarihinde yapılan seçimler ile belirlendiği Türkiye’nin yenilikçi kamu politikaları ve anayasa çalışmaları henüz hükümet kurulmadan paydaşlar tarafından tartışılmaya başlanmıştır.
Kurulacak olan hükümetten karar alma süreçlerine adil temsil ilkeleri ile tüm kesimlerden paydaşlarını dahil etmesinin yanı sıra paydaş katılım araçlarını kullanarak daha geniş kitlelerin de görüşlerini alması beklenmektedir.
Paydaşların, katılım araçları aracılığı ile eklemlenmek istediği karar alma mekanizmaları, Türkiye’nin katılımcı demokrasiye geçişi ve ekonomik sürdürülebilirliği aşamasında önemli bir adımdır. Karar alma mekanizmalarında paydaşların adil temsili ve kamu politikalarının oluşum süreçlerine katılımı ile kamu, özel sektör ve iş dünyası arasında koordinasyon ve işbirliği mümkün olacaktır.
Ekonomik ve sosyal kalkınmanın yeniden tanımlandığı günümüzde paydaş katılımı, sürekli kendini yenileyen küresel sistemde tüm sektörlere değer yaratan fırsatlar sunmaktadır. Karşılıklı fayda esasına dayanan katılım ve işbirlikleri kamu politikalarının verimliliğini ve sürdürülebilirliğini etkilemek ile birlikte Birleşmiş Milletler İnsani Gelişme Endeksi’nde 3. Dünya ülkeleri ile aynı sırayı paylaşan Türkiye’nin sosyal refaha ulaşmasını da destekleyecektir.
Göksel Topçu
2000’li yıllar ile Türkiye’de de yerleşmeye başlayan kavram paydaşlar tarafından sadece özel sektörün sorumluluğu olarak algılanmaktadır. Nitekim, bir bütünün parçası olarak kamu politikalarını uygulayan kamu kuruluşlarının da kurumsal sorumluluğu bulunmaktadır.
Kamu politikaları, hükümet ve kamu kuruluşları tarafından belirli süreçler tamamlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Politikaların oluşturulması ve uygulanması sürecinde hükümet ve kamu kuruluşları, paydaşları ile karşılıklı etki - bağımlılık ilişkisi içerisindedir. Hükümetin ve kamu kuruluşlarının paydaşları üzerindeki etkisi ve paydaşlarının hükümete ve kamu kuruluşlarına olan bağlılığı anlamına gelen bu ilişki kamu politikalarının başarısı ile yakından ilgilidir. Paydaşlarını detaylı olarak tanımlamış ve diyalog platformlarını oluşturan kamu kuruluşları, öncelikli politikaların tespitinden politikaların uygunlama süreçlerine kadar paydaş katılımını sağladığı sürece kamu politikalarının paydaşlar tarafından içselleştirilmesini kolaylaştırarak ekonomik ve sosyal kalkınmanın sürekliliğini sağlayabilir.
24. dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin 12 Haziran 2011 tarihinde yapılan seçimler ile belirlendiği Türkiye’nin yenilikçi kamu politikaları ve anayasa çalışmaları henüz hükümet kurulmadan paydaşlar tarafından tartışılmaya başlanmıştır.
Kurulacak olan hükümetten karar alma süreçlerine adil temsil ilkeleri ile tüm kesimlerden paydaşlarını dahil etmesinin yanı sıra paydaş katılım araçlarını kullanarak daha geniş kitlelerin de görüşlerini alması beklenmektedir.
Paydaşların, katılım araçları aracılığı ile eklemlenmek istediği karar alma mekanizmaları, Türkiye’nin katılımcı demokrasiye geçişi ve ekonomik sürdürülebilirliği aşamasında önemli bir adımdır. Karar alma mekanizmalarında paydaşların adil temsili ve kamu politikalarının oluşum süreçlerine katılımı ile kamu, özel sektör ve iş dünyası arasında koordinasyon ve işbirliği mümkün olacaktır.
Ekonomik ve sosyal kalkınmanın yeniden tanımlandığı günümüzde paydaş katılımı, sürekli kendini yenileyen küresel sistemde tüm sektörlere değer yaratan fırsatlar sunmaktadır. Karşılıklı fayda esasına dayanan katılım ve işbirlikleri kamu politikalarının verimliliğini ve sürdürülebilirliğini etkilemek ile birlikte Birleşmiş Milletler İnsani Gelişme Endeksi’nde 3. Dünya ülkeleri ile aynı sırayı paylaşan Türkiye’nin sosyal refaha ulaşmasını da destekleyecektir.
Göksel Topçu
4 Haziran 2011 Cumartesi
Sürdürülebilir Tedarik Zincirleri
Göksel TOPÇU / Köprü Danışmanlık / Koordinatör
Dünya Gazetesi 04.06.2011
Şirketlerin iş süreçleri dolayısı ile ekonomik olarak pozitif dışsallıklarının olmasının yanı sıra çevresel ve sosyal alana da etkileri bulunmaktadır. Sektöre ve şirket büyüklüğüne göre değişen bu etki olumlu yönde olabileceği gibi karbon salınımı, insan haklarının ihlali ve insan sağlığı gibi olumsuz etkileri de olabilir. Geçtiğimiz yüzyılın gelecek projeksiyonlarında ekonomik büyüme ile paralel olarak tam istihdam, milli gelirin artışı ve yatırım hacminin gelişmesi gibi hedefler söz konusuydu. Moslow teorisinde de görüleceği gibi bir ülkenin vatandaşlarının fizyolojik ve güvenlik gereksinimleri karşılamak, toplumsal sağlık ve refaha ulaşmanın temel yapı taşlarını oluşturmaktadır. İnsanoğlu temel gereksinimlerini karşılar iken fayda sağladığı ürün ve hizmetlerin kalitesini de değerlendirmektedir. Ürün ve hizmetlerde kalite standardı, mevcut müşterilerin sürekliliğini sağlamak ve potansiyel müşterilerden talep yaratmak için vazgeçilmez değerlerden birisidir. Bir nevi kalite yaklaşımı, müşterilerin mal veya hizmetlerden beklentilerini karşılayarak parasının değerini almalarını sağlamaktadır.
Nitekim her geçen gün bütünleşen dünyamızda pazar büyüklüğü ve koşulları köklü değişime uğramadığı halde benzer kalitede mal veya hizmet sunan şirket sayısı hızlı bir şekilde artmaktadır. Eşit rekabet koşulları altında hedef gruplara, birbirine yakın kalitede ürün ve hizmet sunan şirketler tercih edilebilmek için kalite standartlarının yanında ekonomik, sosyal ve çevresel sorumluluklarını da sorgulamaktadır. Tercih edilebilirlik, ekonomik sürdürülebilirlik için şirketleri köklü değişimlere zorlamaktadır. Karar alma sistemleri de dahil edilmek üzere operasyonel süreçlerde de rekabet avantajı sağlamak amacı ile yenilikçi programları hayata geçiren işletmeler, hem finansal performansın geliştirilmesine hem de toplumsal faydanın maksimizasyonuna odaklanmaktadır.
Türkiye'de toplam işletmelerin %98,8'ini, toplam istihdamın %45.6'sını ve katma değerin %26.5'ini KOBİ'ler oluşturmaktadır. KOBİ'ler, ürün veya hizmet talebinin karşılanmasında büyük şirketlerin stratejik ortaklarıdır. KOBİ'ler her nekadar ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olsa da bir ürün veya hizmetin doğumundan ölümüne kadar geçen süreçte büyük şirketler ile bir bütün olarak düşünülmektedir. Dolayısı ile tedarikçilerin, insan haklarına, iş ve işgücü uygulamalarına, ürün/hizmet sorumluluğuna, yerel halka ve çevreye yaklaşımları büyük şirketlerin performansına doğrudan etkileri bulunmaktadır. Geçici karlılıklarının yanısıra sürdürülebilirlik kazanmak isteyen büyük şirketler, sorumlu yaklaşımları içerisine tedarik zincirlerine yönelik ürün spesifikasyonu, teslim zamanı, ödeme koşulları ve fiyat unsurlarının yeni halklarını oluşturan politikalar ve etik kodlar üretmektedirler. Tedarik zincirlerine sorumlu yaklaşım felsefesi üzerine inşa edilen etik kodlar ve eylem planları ile KOBİ'ler, çocuk işçi çalıştırmayacağına, işyerinde ayrımcılık yapmayacağına, sosyal güvenlik yasalarına uyacağına, örgütlenme özgürlüğüne saygı duyacağına, iş süreçlerinde çevre dostu şirket olacağına, ekonomik performansını şeffaf olarak paylaşacağına ve sektöre özel benzeri hükümlere dair taahhütte bulunmaktadır.
Dünyanın en büyük şirketlerinin %90'nının yayınladığı kurumsal sorumluluk ve sürdürülebilirlik raporlarında ilk olarak etik kodlar ve eylem planları bulunmaktadır. Bu stratejiler, Türkiye gibi riskli ülkelerde ekonomik istikrarın ve sürdürülebilirliğin sağlanması amacı ile çok uluslu yatırımcıların pazarlarda işbirliği yapmasının temel şartıdır. Türkiye'de sorumluluk ve şeffaflığın kökenleri her nekadar MS 750'li yıllarda ortaya çıkan Ahilik Teşkilatı'na dayansa da sistematik yaklaşıma sahip olan şirket sayısı az olmakla birlikte kamu politikaları da etkili değildir. Nitekim şirketlerin sürdürülebilir tedarik zincirlerine sahip olmalarına yönelik farkındalık çalışmalarından biri olan "Türkiye'nin tekstil sektöründe KOBİ'ler için sürdürülebilir ağlar ve ilişkiler zinciri oluşturulması" başlıklı BM Ortak Programı gibi girişimler Türkiye'nin 2023 hedefleri doğrultusunda umut vaad etmektedir.
Sürdürülebilir tedarik zinciri yaklaşımları yakın gelecekte büyük şirketler için başarının temel itici gücünü oluşturacaktır. Ana iş stratejisi içerisine kurumsal sorumluluk eylem planlarını eklemlendiren şirketler ürün veya hizmetlerini müşterilen zihninde farklılaştırmanın yanında kurumsal bir vatandaş olarak uzun dönemli karlılığa ilk adımlarıını atmış olacaklardır.
Dünya Gazetesi 04.06.2011
Şirketlerin iş süreçleri dolayısı ile ekonomik olarak pozitif dışsallıklarının olmasının yanı sıra çevresel ve sosyal alana da etkileri bulunmaktadır. Sektöre ve şirket büyüklüğüne göre değişen bu etki olumlu yönde olabileceği gibi karbon salınımı, insan haklarının ihlali ve insan sağlığı gibi olumsuz etkileri de olabilir. Geçtiğimiz yüzyılın gelecek projeksiyonlarında ekonomik büyüme ile paralel olarak tam istihdam, milli gelirin artışı ve yatırım hacminin gelişmesi gibi hedefler söz konusuydu. Moslow teorisinde de görüleceği gibi bir ülkenin vatandaşlarının fizyolojik ve güvenlik gereksinimleri karşılamak, toplumsal sağlık ve refaha ulaşmanın temel yapı taşlarını oluşturmaktadır. İnsanoğlu temel gereksinimlerini karşılar iken fayda sağladığı ürün ve hizmetlerin kalitesini de değerlendirmektedir. Ürün ve hizmetlerde kalite standardı, mevcut müşterilerin sürekliliğini sağlamak ve potansiyel müşterilerden talep yaratmak için vazgeçilmez değerlerden birisidir. Bir nevi kalite yaklaşımı, müşterilerin mal veya hizmetlerden beklentilerini karşılayarak parasının değerini almalarını sağlamaktadır.
Nitekim her geçen gün bütünleşen dünyamızda pazar büyüklüğü ve koşulları köklü değişime uğramadığı halde benzer kalitede mal veya hizmet sunan şirket sayısı hızlı bir şekilde artmaktadır. Eşit rekabet koşulları altında hedef gruplara, birbirine yakın kalitede ürün ve hizmet sunan şirketler tercih edilebilmek için kalite standartlarının yanında ekonomik, sosyal ve çevresel sorumluluklarını da sorgulamaktadır. Tercih edilebilirlik, ekonomik sürdürülebilirlik için şirketleri köklü değişimlere zorlamaktadır. Karar alma sistemleri de dahil edilmek üzere operasyonel süreçlerde de rekabet avantajı sağlamak amacı ile yenilikçi programları hayata geçiren işletmeler, hem finansal performansın geliştirilmesine hem de toplumsal faydanın maksimizasyonuna odaklanmaktadır.
Türkiye'de toplam işletmelerin %98,8'ini, toplam istihdamın %45.6'sını ve katma değerin %26.5'ini KOBİ'ler oluşturmaktadır. KOBİ'ler, ürün veya hizmet talebinin karşılanmasında büyük şirketlerin stratejik ortaklarıdır. KOBİ'ler her nekadar ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olsa da bir ürün veya hizmetin doğumundan ölümüne kadar geçen süreçte büyük şirketler ile bir bütün olarak düşünülmektedir. Dolayısı ile tedarikçilerin, insan haklarına, iş ve işgücü uygulamalarına, ürün/hizmet sorumluluğuna, yerel halka ve çevreye yaklaşımları büyük şirketlerin performansına doğrudan etkileri bulunmaktadır. Geçici karlılıklarının yanısıra sürdürülebilirlik kazanmak isteyen büyük şirketler, sorumlu yaklaşımları içerisine tedarik zincirlerine yönelik ürün spesifikasyonu, teslim zamanı, ödeme koşulları ve fiyat unsurlarının yeni halklarını oluşturan politikalar ve etik kodlar üretmektedirler. Tedarik zincirlerine sorumlu yaklaşım felsefesi üzerine inşa edilen etik kodlar ve eylem planları ile KOBİ'ler, çocuk işçi çalıştırmayacağına, işyerinde ayrımcılık yapmayacağına, sosyal güvenlik yasalarına uyacağına, örgütlenme özgürlüğüne saygı duyacağına, iş süreçlerinde çevre dostu şirket olacağına, ekonomik performansını şeffaf olarak paylaşacağına ve sektöre özel benzeri hükümlere dair taahhütte bulunmaktadır.
Dünyanın en büyük şirketlerinin %90'nının yayınladığı kurumsal sorumluluk ve sürdürülebilirlik raporlarında ilk olarak etik kodlar ve eylem planları bulunmaktadır. Bu stratejiler, Türkiye gibi riskli ülkelerde ekonomik istikrarın ve sürdürülebilirliğin sağlanması amacı ile çok uluslu yatırımcıların pazarlarda işbirliği yapmasının temel şartıdır. Türkiye'de sorumluluk ve şeffaflığın kökenleri her nekadar MS 750'li yıllarda ortaya çıkan Ahilik Teşkilatı'na dayansa da sistematik yaklaşıma sahip olan şirket sayısı az olmakla birlikte kamu politikaları da etkili değildir. Nitekim şirketlerin sürdürülebilir tedarik zincirlerine sahip olmalarına yönelik farkındalık çalışmalarından biri olan "Türkiye'nin tekstil sektöründe KOBİ'ler için sürdürülebilir ağlar ve ilişkiler zinciri oluşturulması" başlıklı BM Ortak Programı gibi girişimler Türkiye'nin 2023 hedefleri doğrultusunda umut vaad etmektedir.
Sürdürülebilir tedarik zinciri yaklaşımları yakın gelecekte büyük şirketler için başarının temel itici gücünü oluşturacaktır. Ana iş stratejisi içerisine kurumsal sorumluluk eylem planlarını eklemlendiren şirketler ürün veya hizmetlerini müşterilen zihninde farklılaştırmanın yanında kurumsal bir vatandaş olarak uzun dönemli karlılığa ilk adımlarıını atmış olacaklardır.
8 Şubat 2011 Salı
AŞK
Aşk,
Zaman ile yarışmaktır yelkenimin dümeninde,
Ufka giden her ışıltıda,
İmbatın yelkenimi havalandırmasıdır aslında,
Seni her gördüğümde hiç görmemişçesine hissetmem gibi…
Gün geceye bıraksa da sensizliğin her anında,
Yakamozum aydınlatır benliğimi,
Bir gün gelecekmişsin gibi,
Bir gün benim olacakmışsın gibi…
Bir olabilmektir aslında bu aşk dediğin,
Alabildiğine sarılabilmek hayatının kadına,
Ve haykırmak denizlerimin üzerine,
Bekle aşkım bekle beni,
Egem, denizim bekle beni...
Hoşgeldin hayatıma ((:
Zaman ile yarışmaktır yelkenimin dümeninde,
Ufka giden her ışıltıda,
İmbatın yelkenimi havalandırmasıdır aslında,
Seni her gördüğümde hiç görmemişçesine hissetmem gibi…
Gün geceye bıraksa da sensizliğin her anında,
Yakamozum aydınlatır benliğimi,
Bir gün gelecekmişsin gibi,
Bir gün benim olacakmışsın gibi…
Bir olabilmektir aslında bu aşk dediğin,
Alabildiğine sarılabilmek hayatının kadına,
Ve haykırmak denizlerimin üzerine,
Bekle aşkım bekle beni,
Egem, denizim bekle beni...
Hoşgeldin hayatıma ((:
15 Ocak 2011 Cumartesi
Dünya Gazetesi | Gelecegin Sirketleri Surdurulebilir Akilli Katilimci
Dünya Gazetesi | Gelecegin Sirketleri Surdurulebilir Akilli Katilimci: "15.01.2011
- Göksel TOPÇU / KSS Türkiye, Operasyon Müdürü
Avrupa'da ve dünyada birçok şirket, sürdürülebilirlik ve sorumluluğun, istikrarlı ekonomilerin ve sürdürülebilir büyümenin kritik faktörleri haline geldiğini görmektedir. Bu şirketler, itibarlarını ve gücünü topluma yönelik girişimci çözümleri yoluyla katkı sağlayarak almaktadırlar. Hesapverebilirlik, şeffaflık, sürdürülebilir ürün ve hizmetler ve paydaşlar ile proaktif işbirliği üzerine kurulan yönetim kültürleri, bu şirketleri piyasa şartlarında farklılaştırarak rekabet avantajı sağlamaktadır.
Türkiye'de de yavaş yavaş yerleşmeye başlayan sürdürülebilirlik ve sorumluluk anlayışının, çok uluslu şirketlerin ana iş stratejilerine dahil edildiğinin göstergelerinden birisi Fotune 500'e giren şirketlerin %90'nından fazlasının kurumsal sosyal sorumluluğu bir iş stratejisi olarak benimsemesi, diğeri ise haziran 2010'da Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi tarafından (United Nations Global Compact) üye şirketlerinin CEO'ları ile çevrimiçi olarak gerçekleştirdiği "UN Global Compact-Accenture CEO Study" anketinin sonuçları gösterilebilir. Anket, otomotiv, iletişim, maden, enerji ve finansal servisler başta olmak üzere 25'ten fazla sektörden BM Küresel İlkeler Sözleşmesi üyesi 766 CEO'nun katılımı ile 100 farklı ülkede gerçekleştirilmiştir. Ankete katılan CEO'ların %93'üne göre yakın gelecekte sürdürülebilirlik konuları iş dünyasında başarı için temel bir koşul olmakla birlikte otomotiv sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin CEO'larının sürdürülebilirlik konularına verdiği önemin oranı ise %100'dür. Sürdürülebilirlik konularının tamamen iş stratejisine ve operasyonlara dahil edilmesi çerçevesinde de 2007 yılında yapılan araştırmada %72 olan olumlu görüş yüzdesi son yaşanan finansal durgunluk ve değişen piyasa şartları sonrasında 2010 yılında %96'ya ulaştığı yapılan anket sonuçlarında yer almaktadır.
Özel sektörün sürdürülebilirlik ve sorumluluk anlayışına verdiği önem derecesi itibarı ile devletler ve sivil toplum kuruluşları da sürdürülebilirlik konuları kapsamında iş dünyasına yönelik teşvik edici ve farkındalık yaratıcı çalışmalar üretmekdirler. Avrupa Birliği tarafından 2000 yılında kabul edilen Lizbon Stratejisi'nin yerine geçtiğimiz yıl "akıllı, yeşil ve kapsayıcı büyüme" başlıkları altında kurumsal sosyal sorumluluk temelli olarak geliştirilip onaylanan AB 2020 stratejisi, güncel bir yol haritası olarak gösterilebilir. AB'nin yeni Avrupa 2020 stratejisi bağlamında CSR Europe (Avrupa Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği) sürdürülebilirlik ve sorumluluk anlayışını Avrupa'da tüm iş dünyasına yaymak amacı ile 70 çok uluslu üye şirketi ve 27 ulusal ortağı ile birlikte Ekim 2010'da "İşletme (Enterprise) 2020" girişimini başlattı. Türkiye'de de CSR Europe ulusal ortağı olan Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği tarafından Kadir Has Üniversitesi desteği ile yürütülen İşletme 2020 Girişimi, genel kabul gören sorumluluk ve şeffaflık anlayışı doğrultusunda "akıllı, sürdürülebilir ve katılımcılık" ekseninde özel sektör için sürdürülebilirlik araçları sunmaktadır.
İş dünyasının günümüzde karşı karşıya kaldığı küresel değişikliğin dönüşümsel eğilimlerini ve faktörlerini yansıtan mevcut uygulamalar, işletmelere sürdürülebilirlik araçlarını kullanarak sürdürülebilirlik konularını kar anlayışının ötesine taşıyarak nasıl daha çok kar elde edebileceklerinin yol haritasını da göstermektedir."
- Göksel TOPÇU / KSS Türkiye, Operasyon Müdürü
Avrupa'da ve dünyada birçok şirket, sürdürülebilirlik ve sorumluluğun, istikrarlı ekonomilerin ve sürdürülebilir büyümenin kritik faktörleri haline geldiğini görmektedir. Bu şirketler, itibarlarını ve gücünü topluma yönelik girişimci çözümleri yoluyla katkı sağlayarak almaktadırlar. Hesapverebilirlik, şeffaflık, sürdürülebilir ürün ve hizmetler ve paydaşlar ile proaktif işbirliği üzerine kurulan yönetim kültürleri, bu şirketleri piyasa şartlarında farklılaştırarak rekabet avantajı sağlamaktadır.
Türkiye'de de yavaş yavaş yerleşmeye başlayan sürdürülebilirlik ve sorumluluk anlayışının, çok uluslu şirketlerin ana iş stratejilerine dahil edildiğinin göstergelerinden birisi Fotune 500'e giren şirketlerin %90'nından fazlasının kurumsal sosyal sorumluluğu bir iş stratejisi olarak benimsemesi, diğeri ise haziran 2010'da Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi tarafından (United Nations Global Compact) üye şirketlerinin CEO'ları ile çevrimiçi olarak gerçekleştirdiği "UN Global Compact-Accenture CEO Study" anketinin sonuçları gösterilebilir. Anket, otomotiv, iletişim, maden, enerji ve finansal servisler başta olmak üzere 25'ten fazla sektörden BM Küresel İlkeler Sözleşmesi üyesi 766 CEO'nun katılımı ile 100 farklı ülkede gerçekleştirilmiştir. Ankete katılan CEO'ların %93'üne göre yakın gelecekte sürdürülebilirlik konuları iş dünyasında başarı için temel bir koşul olmakla birlikte otomotiv sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin CEO'larının sürdürülebilirlik konularına verdiği önemin oranı ise %100'dür. Sürdürülebilirlik konularının tamamen iş stratejisine ve operasyonlara dahil edilmesi çerçevesinde de 2007 yılında yapılan araştırmada %72 olan olumlu görüş yüzdesi son yaşanan finansal durgunluk ve değişen piyasa şartları sonrasında 2010 yılında %96'ya ulaştığı yapılan anket sonuçlarında yer almaktadır.
Özel sektörün sürdürülebilirlik ve sorumluluk anlayışına verdiği önem derecesi itibarı ile devletler ve sivil toplum kuruluşları da sürdürülebilirlik konuları kapsamında iş dünyasına yönelik teşvik edici ve farkındalık yaratıcı çalışmalar üretmekdirler. Avrupa Birliği tarafından 2000 yılında kabul edilen Lizbon Stratejisi'nin yerine geçtiğimiz yıl "akıllı, yeşil ve kapsayıcı büyüme" başlıkları altında kurumsal sosyal sorumluluk temelli olarak geliştirilip onaylanan AB 2020 stratejisi, güncel bir yol haritası olarak gösterilebilir. AB'nin yeni Avrupa 2020 stratejisi bağlamında CSR Europe (Avrupa Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği) sürdürülebilirlik ve sorumluluk anlayışını Avrupa'da tüm iş dünyasına yaymak amacı ile 70 çok uluslu üye şirketi ve 27 ulusal ortağı ile birlikte Ekim 2010'da "İşletme (Enterprise) 2020" girişimini başlattı. Türkiye'de de CSR Europe ulusal ortağı olan Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği tarafından Kadir Has Üniversitesi desteği ile yürütülen İşletme 2020 Girişimi, genel kabul gören sorumluluk ve şeffaflık anlayışı doğrultusunda "akıllı, sürdürülebilir ve katılımcılık" ekseninde özel sektör için sürdürülebilirlik araçları sunmaktadır.
İş dünyasının günümüzde karşı karşıya kaldığı küresel değişikliğin dönüşümsel eğilimlerini ve faktörlerini yansıtan mevcut uygulamalar, işletmelere sürdürülebilirlik araçlarını kullanarak sürdürülebilirlik konularını kar anlayışının ötesine taşıyarak nasıl daha çok kar elde edebileceklerinin yol haritasını da göstermektedir."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




