Genel anlamda kurumsal sorumluluk, kurum ve kuruluşların sistematik bir yaklaşım ile ekonomik, sosyal ve çevresel sorumluluğunu kurum kültürüne entegre ederek şeffaf ve hesaverebilir bir yöntem ile insan haklarından iklim değişikliğine kadar ilintili oldukları alanlarda değer yaratmasıdır.
2000’li yıllar ile Türkiye’de de yerleşmeye başlayan kavram paydaşlar tarafından sadece özel sektörün sorumluluğu olarak algılanmaktadır. Nitekim, bir bütünün parçası olarak kamu politikalarını uygulayan kamu kuruluşlarının da kurumsal sorumluluğu bulunmaktadır.
Kamu politikaları, hükümet ve kamu kuruluşları tarafından belirli süreçler tamamlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Politikaların oluşturulması ve uygulanması sürecinde hükümet ve kamu kuruluşları, paydaşları ile karşılıklı etki - bağımlılık ilişkisi içerisindedir. Hükümetin ve kamu kuruluşlarının paydaşları üzerindeki etkisi ve paydaşlarının hükümete ve kamu kuruluşlarına olan bağlılığı anlamına gelen bu ilişki kamu politikalarının başarısı ile yakından ilgilidir. Paydaşlarını detaylı olarak tanımlamış ve diyalog platformlarını oluşturan kamu kuruluşları, öncelikli politikaların tespitinden politikaların uygunlama süreçlerine kadar paydaş katılımını sağladığı sürece kamu politikalarının paydaşlar tarafından içselleştirilmesini kolaylaştırarak ekonomik ve sosyal kalkınmanın sürekliliğini sağlayabilir.
24. dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin 12 Haziran 2011 tarihinde yapılan seçimler ile belirlendiği Türkiye’nin yenilikçi kamu politikaları ve anayasa çalışmaları henüz hükümet kurulmadan paydaşlar tarafından tartışılmaya başlanmıştır.
Kurulacak olan hükümetten karar alma süreçlerine adil temsil ilkeleri ile tüm kesimlerden paydaşlarını dahil etmesinin yanı sıra paydaş katılım araçlarını kullanarak daha geniş kitlelerin de görüşlerini alması beklenmektedir.
Paydaşların, katılım araçları aracılığı ile eklemlenmek istediği karar alma mekanizmaları, Türkiye’nin katılımcı demokrasiye geçişi ve ekonomik sürdürülebilirliği aşamasında önemli bir adımdır. Karar alma mekanizmalarında paydaşların adil temsili ve kamu politikalarının oluşum süreçlerine katılımı ile kamu, özel sektör ve iş dünyası arasında koordinasyon ve işbirliği mümkün olacaktır.
Ekonomik ve sosyal kalkınmanın yeniden tanımlandığı günümüzde paydaş katılımı, sürekli kendini yenileyen küresel sistemde tüm sektörlere değer yaratan fırsatlar sunmaktadır. Karşılıklı fayda esasına dayanan katılım ve işbirlikleri kamu politikalarının verimliliğini ve sürdürülebilirliğini etkilemek ile birlikte Birleşmiş Milletler İnsani Gelişme Endeksi’nde 3. Dünya ülkeleri ile aynı sırayı paylaşan Türkiye’nin sosyal refaha ulaşmasını da destekleyecektir.
Göksel Topçu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder