19 Ocak 2012 Perşembe

"ÇAYKUR" Bir Sosyal Sorumluluk Projesidir

ÇAYKUR Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu, örnek bir işletme olarak yollarına devam etmeleri gerektiğini, ÇAYKUR’un bir sosyal sorumluluk projesi olduğunu belirtti.

ÇAYKUR Genel Müdürlüğü toplantı salonunda, bu yıl yapılması planlanan çalışmaların değerlendirilmesi amacıyla yapılan toplantıya Genel Müdür Sütlüoğlu’nun yanı sıra genel müdür yardımcıları Süleyman Pınarbaşı, Yunus Kaldırım, Turgay Turna, daire başkanları ile fabrika müdürleri, müdür yardımcıları ve şube müdürleri katıldı.

Genel Müdür Sütlüoğlu, burada yaptığı konuşmada, geçen sezonda gösterdikleri gayretleri için çalışmalara teşekkür ederek, ”Ancak eksiklilerimizi, yanlışlıklarımızı da görmemiz, değerlendirmemiz gerekiyor. Böylece hatalarımızı bir daha yapmayalım, eksiklerimizi tamamlayalım” diye konuştu.

”En üst düzeyde modern işletmecilik gereklerinin tamamını yerine getirip örnek bir işletme olarak yollarına devam etmeleri gerektiğini” vurgulayan Sütlüoğlu, şunları söyledi:
”Yeni yatırımlarımız var. Yaklaşık 700 ton civarında bir ilave kapasite oluşturuyoruz. Hedefimiz aktarma yapan fabrikaların aktarma vermesini önlemek, çayı diğer bölgelere aktarmadan işlemek. Bu, kaliteyi olumsuz etkilediği gibi ciddi bir maliyet unsuru da oluyor. Fabrikalar arasında bir çekişmeye yol açıyor, fabrikaların düzenini bozuyor. Bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak için özellikle aktarma veren bölgelerin kapasitelerini arttırmaya çalışıyoruz.”
Gelecek periyotta her fabrikanın kendi bölgesinin çayını işleyeceğini, diğer bölgelere çok önemli durumlar dışında çay aktarılmayacağını kaydeden
Sütlüoğlu, şöyle konuştu:
”Bu şekilde hem kaliteyi daha iyi bir hale getirmiş, hem de maliyetleri düşürmüş olacağız. Fabrikaların düzenini de bozmamış olacağız. Ayrıca yeşil çay fabrikaları kurmayı da planlıyoruz. Çünkü yeşil çay üretimimiz, talep oranında artıyor. İnşallah bunları da önümüzdeki süreçte hayata geçireceğiz.

Bunun dışında üniversiteye devrettiğimiz için paketleme fabrikamızın İyidere’ye taşınması söz konusu. İnşallah önümüzdeki sezonda İyidere’de çok modern bir paketleme fabrikası kuracağız. Son teknoloji ile ve dünyanın bu en büyük paketleme fabrikası olacak.”

Sütlüoğlu, ”ÇAYKUR’un bir sosyal sorumluluk projesi olduğunu, bir milyon üreticiyle 13 bin çalışanı ve 75 milyon tüketicisi ile çok kapsamlı, çok geniş anlamda çalışan farklı bir kuruluş olduğunu” dile getirerek, ”Genel müdürlüğümüzün taşrada olması, bu kurumun küçümsenmesini gerektirmiyor. Aslında bu kurumu daha da büyütür. Taşrada üreticinin yanında böylesine örnek bir çalışma yapmak, gerçekten takdire şayan bir şeydir. Biz bunu yapıyoruz. Üreticiyi istismar etmiyoruz, koruyoruz. Çalışanı da istismar etmiyoruz. İstismar edenlere karşı elimizden geldiği kadar koruyoruz. Üreticinin her türlü çalışmasında her zaman ona destek oluyoruz” ifadelerini kullandı.

Bundan sonraki önemli projelerinden birisinin de organik çaya geçmek olduğunu anlatan Sütlüoğlu, organik çay uygulamasında da yine müstahsilin yanında yer almaya devam edeceklerini kaydetti.

Kaynak: Bulancak Haber

18 Ocak 2012 Çarşamba

RİO +20 Zirvesi'nde Sürdürülebilir Uygulamalar ile Yer Almak için Son 5 Hafta

20 - 22 Haziran 2012 tarihinde Brezilya’nın Rio da Jenerio kentinde gerçekleşecek olan Rio+20 Zirvesi için ülkemizden en iyi uygulamaların seçimi süreci 22 Aralık 2011 tarihinde başlamıştır.

Sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğun giderilmesi çerçevesinde yeşil ekonomi seçeneklerinin deneyimlendiği ve bu konularda örnek olabilecek en iyi uygulamaların yer alacağı ulusal rapor Kalkınma Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanmaktadır.

Rio+20 Zirvesinde sunulacak En İyi Uygulamaların seçim süreci İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği tarafından yürütülmekte ve kamu, özel sektör, sivil toplum, yerel yönetimler ve üniversiteler başta olmak üzere geniş bir katılım sağlanması hedeflenmektedir. Projenin son başvuru tarihi 17 Şubat 2012’dir.

Sürece ilişkin bugüne kadar oluşan sorularınızın ve ilgili cevapların yer aldığı sıkça sorulan sorular (SSS) dokümanını ve başvuru kılavuzunu aşağıdaki linklerde bulabilirsiniz.

Kurumunuzu ve ülkemizi ön plana taşıyacağını inandığınız iyi uygulamalarınıza yönelik başvurularınız bekliyoruz.
Rio+20 İyi Uygulamalar BAŞVURU REHBERİ için Tıklayınız
Sıkça Sorulan Sorular için Tıklayınız
Konuya ilgili tüm sorularınızı e-mail ile Elif Özkul Gökmen’e iletebilirsiniz.
E-mail: elifg@tbcsd.org ve info@tbcsd.org

14 Ocak 2012 Cumartesi

SKOLL Vakfı Sosyal Girişimcilik Ödül Başvuruları Açıldı

Skoll Vakfı her yıl Sosyal Girişimcilik için Skoll Ödüllerini dünyanın en önemli sorunlarına odaklanan sosyal girişimcileri seçerek vermektedir. Skoll Ödülü, kuruluşa üç yıllık süre içinde verilen maddi bir destek ve her bahar Skoll Dünya Forumunda sosyal girişimciye takdim edilen maddi olmayan bir ödülü içerir.

SKOLL ÖDÜLLERİ: GENEL BAKIŞ VE BAŞVURU
Sosyal Girişimcilik Alanında Skoll Ödülleri
Skoll Vakfı her yıl Sosyal Girişimcilik için Skoll Ödüllerini dünyanın en önemli sorunlarına odaklanan sosyal girişimcileri seçerek vermektedir. Skoll Ödülü, kuruluşa üç yıllık süre içinde verilen maddi bir destek ve her bahar Skoll Dünya Forumunda sosyal girişimciye takdim edilen maddi olmayan bir ödülü içerir.

2013 Skoll Ödülleri için başvuru süreci 4 Ocak ile 1 Mart 2012 tarihlerinde açıktır. Başvurunun ön izlemesi mevcuttur. Dikkate alınabilmek için kuruluşların ödüller ile ilgili kriterleri yerine getirmesi gerekmektedir: Kazananların kritik öneme sahip bir konuyla ilgili ve büyük ölçekli etkisi olacak bir sosyal inovasyonu denemiş ve kanıtlamış olmaları gerekir.

2013 Skoll Ödülleri seçim süreci zaman çizelgesi:
• Başvuruların kabulü: 4 Ocak – 1 Mart, 2012
• Başvurunun durumuyla ilgili kuruluşların bilgilendirilmesi: Temmuz 2012
• Seçilen kuruluşlardan finalistin belirlenmesi: Temmuz – Ekim 2012
• Skoll Ödülü kazananların açıklanması: Kasım 2012
• Skoll ödülü alanların Skoll Dünya Forumunda kutlanması: Mart 2013

Başvuru süreci
Kuruluşunuzun Skoll Ödülü’ne başvurmak için uygun olup olmadığını anlamak için lütfen kriterleri tam olarak okuyunuz. Sosyal Girişimcilik alanında 2013 Skoll Ödülleri için tek bir son başvuru tarihi mevcuttur: 1 Mart 2013, Perşembe. Başvuru süreci aşağıdaki aşamaları içermektedir:

• Uygunluk testi: Bu araç başvuru sahiplerine bir Skoll Ödülü için uygun olup olmadıklarını değerlendirme imkanı verir. Eğer bir kuruluş uygunluk testini geçerse kendisine başvuru için bir URL linki verilecektir. Uygunluk testini geçemeyen başvuru sahiplerinin çevrimiçi (online) başvuru aşamasına geçmeleri mümkün olmayacaktır.
• Internet üzerinden başvuru: Uygunluk testini geçen kuruluşlar daha sonra internet üzerinden bir başvuru doldurabilir. Internet başvurusunun ön izlemesi mevcuttur.
• Tam teklif çağrısı: Seçilen başvuru sahipleri ile bir program görevlisi temasa geçecek ve kendilerinden tam teklif sunmaları istenecektir. Her sene tam teklif sunmak üzere 10 veya daha az başvuru sahibi seçilmektedir.
• Denetim süreci: Bu süreç genellikle mülakatlar, yerinde ziyaretler, referans kontrolleri ve hibe amaçlarının tartışılmasından oluşur.
• Ödül Kazananların Seçilmesi: Her yıl 10’dan daha az sayıda ödül verilmesi planlanmaktadır.

Başvuru sürecine dair daha fazla bilgi için lütfen Sık Sorulan Sorular sayfasına bakınız.

Kriterler


Sosyal Girişimcilik Skoll Ödülleri süreci rekabete açıktır. Yılda on taneden az verilen ödül için yüzlerce başvuru alınır. Uygunluk kriterlerine uyan ve kriterlere uygun düşen her başvuru sahibi ödüle hak kazanmaz.

Nitelikli kuruluşlar aşağıdaki kriterlere gore değerlendirilecektir:
• Etki potansiyeli: Kuruluşun inovasyonu, büyük ölçekli olarak doğrudan politika, davranış ve/veya altyapı sistemini (sistemlerini) etkileyecek konumdadır ve şimdiye kadar görülmüş olan etkiyle ilgili kanıt sunabilir.
• Genişleme: Kuruluşun şimdiye dek başarıyla uygulanmış bir yaklaşımı vardır ve şimdi bu yaklaşımı daha büyük ölçekte uygulamaya hazırdır.
• Inovasyon: Kuruluşun sosyal ve / veya çevresel problemlerin çözümüne yönelik statükoyu ciddi ölçüde değiştiren esaslı bir yaklaşımı vardır.
• Konu: Kuruluş, Skoll Vakfı tarafından dünyanın en önemli sorunları olarak seçilen bir konuda çalışmaktadır.
• Skoll faktörü: Kuruluş, sadece bir finansman ilişkisinin ötesinde örneğin girişimciler ağı ile işbirliği veya medya fırsatlarına erişim gibi Skoll Vakfı ile daha ileri ilişkiler kuruyorsa bundan yararlanacaktır.
• Sosyal girişimci: Kuruluşa vizyoner bir sosyal girişimci liderlik etmektedir.
• Sürdürülebilirlik: Kuruluşun etkinin yaygınlaşması ve uzun vadeli mali ve operasyonel sürdürülebilirliği sağlamaya yönelik açık ve belirgin bir planı vardır.

Skoll Ödülü’nü kazananlar genellikle aşağıdaki özelliklere sahiptir:
• Davaları için sözcülük yapan vizyoner ve etkili bir sosyal girişimcinin liderliği
• Güçlü liderlik ekibi ve kurulu
• Açık misyon ve uygulama modeli
• Misyondan feragat etmeme
• İyi kurulmuş ve yerleşmiş ortaklıklar
• Ölçme ve öğrenme dahil sistemlere inanma ve destek verme
• Farklı ve misyonla uyumlu fon kaynakları

Odak Konusu Alanları
Skoll vakfı’nın aşağıdaki konulara odaklanması dünyanın pek çok önemli sorununun zengin ve yoksul arasındaki eşitsizlikle daha da kötüleştiği inancından kaynaklanmaktadır. Sosyal girişimciler bu eşitsizliği sistematik düzeyde vurgulayan çözümler sağlar.

Aşağıdaki liste bir kılavuzdur ancak tam olarak kapsamlı değildir:
• Ekonomik ve Sosyal Adalet
• Çevresel Sürdürülebilirlik
• Sağlık
• Kurumsal Sorumluluk
• Barış ve Güvenlik
• Hoşgörü, Adalet ve İnsan Hakları

Bütçe Kılavuzu
Sosyal Girişimcilik Skoll Ödülleri’nin uygunluk açısından mutlak bir bütçe eşiği olmamasına rağmen, özellikle gelişmiş ülkelerde etkinlikleri olan yıllık gelirleri 2.5 milyon doların altında bulunan kuruluşlar ve gelişmekte olan ülkelerde etkinlikleri olan yıllık gelirleri 1 milyon doların altındaki kuruluşlar genellikle seçim sürecinde dezavantajlı konumdadır. Seçim süreci, kuruluşları etkiyi önemli ölçüde yayabilme ve / veya çözümlerin ölçeğini büyütebilme kapasitelerine göre önceliklendirir ve bu bütçe eşikleri içerisindeki kuruluşları tercih eder.

Yasal Yapılar
Bir Skoll Ödülü’ne hak kazanmak için kuruluşun tüzel kişilik olması gerekir. 501(c)(3)kamu yararına yardım kuruluşu statüsü olmayan diğer ülkelerdekiler de dahil kuruluşlardan uygun zamanlarda gerekli başka belgeleri sunmaları istenecektir. Lütfen internet üzerinden yaptığınız başvuruda ek bilgiler sunmayınız.

Genellikle, Sosyal Girişimcilik Skoll Ödülleri aşağıdakileri desteklememektedir:
• Burs veya başka mali destekler alan bireyler
• Özellikle mezhebe dayalı dini veya ideolojik doktrinleri destekleyen programlar
• Lobicilik (yardım kuruluşları için yasanın izin verdiklerinin dışında)
• Film finansmanı
• Teberrular, nakit ihtiyatları veya zarar azaltımı
• Hükümet kurumları
• Üniversite esaslı projeler
• Devlet okulları ve eğitim bölgeleri
• Arazi, mülk edinimi ve tesis inşaati
• Politika veya uygulama açısından ırk, inanç, yaş, toplumsal cinsiyet veya cinsel tercih ayırımcılığı yapan kurumlar
• Diğer kuruluş veya bireylere hibe verilmesi
• Etkinlik sponsorluğu
• Siyasi kampanyalar
• Yeni veya erken aşamada iş planları veya fikirleri
• Misyonu veya işi tek bir ile, belediye veya eyalete odaklanan kuruluşlar
• Ana kuruluşların mahalli büroları veya kuruluşlar içinde belirli programlar

Uygunluk Testi
Uygunluk testini almak için tıklayınız(yeni bir pencere açılacaktır). (http://www.skollfoundation.org/about/skoll-awards/#criteria)


TACSO TURKEY
info.turkey@tacso.org
This project is funded by the European Union.

13 Ocak 2012 Cuma

300 Çalışan Toplu İntihara Kalkıştı

Çin'de Xbox üretilen fabrikadaki 300 kişi kötü çalışma koşulları nedeniyle intihara teşebbüs etti.

Doğu Çin’deki Wuhan’da yer alan Foxconn fabrikasının 300 çalışanı yönetimden maaşlarına zam istedi ancak olumsuz cevap aldı. Çalışanlardan işlerini bırakarak tazminat almaları ya da işlerine zam almadan devam etmeleri istendi.

Want China Times’ın verdiği bilgilere göre, bunun üzerine fabrikada çalışan işçilerin çoğu ayrılmayı ve tazminatlarını almayı talep etti. Ancak bu kez de yönetim çalışanların tazminatlarını vermek istemedi.

Alınan cevap işçilerin sabrını taşırınca fabrikanın çatısına çıkarak söz verilen tazminatın ödenmemesi durumunda atlayacakları söyleyen 300 işçi güçlükle aşağıya indirildi.

Net olarak işçiler ile yönetim arasında anlaşma sağlanıp sağlanmadığı konusunda bir bilgi bulunmuyor.

Dünyanın en büyük elektronik üreticisi Tayvan merkezli Foxconn daha önce de benzer haberlerle gündeme gelmişti. Geçtiğimiz yıl Mayıs ayında yaşanan patlama sonucunda üç işçi hayatını kaybetmiş, 2010’nun ilk beş ayında 16 işçi çatıdan atlayarak intihar etmişti.

Kaynak: NTVMSNBC

12 Ocak 2012 Perşembe

Yeşim Tekstil Sürdürülebilir İplik Kullanacak

Yeşim Tekstil Kipaş ile BCI sertifikalı ürünlerle ilgili stratejik ortaklık anlaşması imzaladı. Yeşim Tekstil bu anlaşma ile Better Cotton (BCI) sertifikalı ürünleri Kipaş’tan satın alarak doğaya dost üretimi ve sürdürülebilirliği destekleyecek. Yeşim Tekstil, doğaya dost ve sürdürülebilir şartlarda üretilen BCI sertifikalı pamuktan yapılan iplikler satın almak için Kipaş ile stratejik ortaklık antlaşması imzaladı.

Yeşim Tekstil, anlaşma kapsamında, müşterilerinin taleplerine cevap verirken ürettiği kumaşlarda daha fazla BCI sertifikalı pamuktan yapılan iplikler kullanacak.Dünyada yeni ürün vermeye başlayan ve Türkiye’de de yeni yeni gündeme gelen ‘Better Cotton’ uygulaması için Kipaş, Kahramanmaraş’ta belirlediği pilot bölgelerde pamuk yetiştirmeye başladı. 6 ay içinde ürün vermesi beklenen Better Cotton standartlarında üretilmiş pamuklar sürekli alıcı bulacağı için mevcut pamuk üretimine alternatif olarak da görülüyor. Yerli pamuk üreticilerinin primler nedeniyle zorluk yaşadığı ve pamuk alıcılarının ithalat yapmak zorunda kaldığı son yıllarda, pamuk üreticisi ve alıcının yüzünü güldürecek alternatif bir yöntem olmasıyla da Better Cotton uygulaması dikkat çekiyor.

"ÇEVRE KONUSUNA VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÇALIŞMALARINA BÜYÜK ÖNEM VERİYORUZ"
Yeşim Tekstil Ceo’su Şenol Şankaya globalleşen dünyada güçlü ve büyük firmaların işbirliği yapmasının taraflara avantaj sağladığını belirterek, stratejik olarak birlikte hareket etmenin birçok açıdan her iki tarafa da olumlu getirileri olduğunu vurguladı. Uzun yıllardır Kipaş’la çalıştıklarını ve bu işbirliğini çevreye dost üretim ve sürdürülebilirlikle daha da etkinleştirmeyi hedeflediklerini ifade eden Şankaya, "Yeşim Tekstil olarak çevre konusuna ve sürdürülebilirlik çalışmalarına büyük önem veriyoruz." dedi.

Şankaya sözlerine söyle devam etti: "Üretirken doğaya zarar vermemek, doğaya dost üretim yapmak ve yapılan tüm bu çalışmaların sürdürülebilir olması hem bizim hem de dünyaca ünlü müşterilerimizin öncelikleri arasında yer alıyor. Bu yüzden yaptığımız bu stratejik antlaşma ile daha fazla BCI sertifikalı pamuktan yapılan iplikleri kullanmayı ve müşterilerimizi de bu konuda yönlendirmeyi taahhüt ediyoruz." Yeşim’in çevre ve sürdürülebilirlikle ilgili konulardaki çalışmalarını uzun yıllardır takip ettiklerini ve bu konuda lider olan bir firma ile Better Cotton (BCI) sertifikalı ürünlerle ilgili stratejik işbirliği yapmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirten Kipaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı M. Hanefi Öksüz konuyla ilgili şunları söyledi:

“Son dönemlerde Yeşim Tekstil başta olmak üzere müşterilerimizin bir çoğundan Better Cotton (BCI) sertifikalı ürünlerle ilgili bir talep gelmeye başladı. Hem bu talepleri karşılayabilmek hem de Hindistan, Brezilya ve Pakistan’a bağımlı olmadan doğaya dost üretim yapabilmek için bu uygulamayı başlatmaya karar verdik. İlk etapta Kahramanmaraş’ta belirlediğimiz pilot bölgelerde BCI kriterlerine göre pamuk üretimi gerçekleştirdik.”BCI’nin Türkiye’de operasyon birimi kurmasına paralel olarak üretilen pamuklara da BCI sertifikası alınacağını dile getiren Öksüz, "Şu an BCI’nin Türkiye’de operasyona başlaması için Ulusal Pamuk Konseyi (NCC) önderliğinde çalışmalarımız devam ediyor. İçinde yer aldığımız bu sistem çalışanların iyi koşullarda çalışması, çocukların çalışmaması gibi iyileştirmeleri de beraberinde getiriyor. Her yıl daha az kimyasal ve daha az su kullanılması gibi şartlar var. Bu da maliyetleri düşürme avantajı yaratıyor. Bu sistemde çiftçinin yıllık değerlendirme toplantılarına katılması ve bu toplantılarda her ülkenin özel koşullarına göre yeni yöntemler geliştirmesi de üreticilerden bekleniyor." dedi.

BETTER COTTON INİTİATİVE (BCI) PROGRAMI NEDİR?
Dünya çapında milyonlarca çiftçinin daha sağlıklı koşullarda pamuk üretmesini sağlamak için oluşturulmuş gönüllü bir program. Sektörün geleceğini garanti altına almak için 2005’te “Better Cotton Initiative” (BCI) adlı İsveç kökenli ticari amaç gütmeyen bir konsey kuruldu. Konsey, pamuk tedarik zinciri ve ilgili paydaşlarla işbirliği yaparak küresel pamuk üretimini çevresel, sosyal ve ekonomik anlamda sürdürülebilir kılmayı ve uzun vadede bu üretim kalitesini tüm dünyaya yaymayı kendine ilke edindi. Aynı zamanda küçük ve büyük pamuk çiftçileri için sosyal ve ekonomik faydaları iyileştirmeye çalışıyor. Bu girişim bölgesel koşullara bağlı olarak pamuk üretimiyle ilgili oldukça fazla konuyu gündeme getirerek pamuk üretiminin önemli negatif etkilerine işaret etmeyi hedefliyor. Devamlı iyileştirme eylemlerinin daha fazla alana yayılması için belli bölgelerde mücadele ediyor. Bölgelere özgü strateji ve araçlarla uygulanan küresel prensipleri ve kriterleri oluşturmak BCI organizasyonunun yaklaşımını oluşturuyor. BCI uygulama stratejilerinin etkisini ölçmek için de bölgesel tabanlı göstergelerin kullanılması hedefleniyor. CİHAN

7 Ocak 2012 Cumartesi

Valley Resort & Spa Dünyanın İlk Akredite Karbon Nötr İlk Oteli Oldu

Dünyanın ilk uluslararası akredite karbon-nötr oteli olan Wolgan Valley Resort & Spa, çevreyi koruma konusundaki istikarlı ve öncü çalışmalarıyla, 2011 World Savers (Dünyayı kurtaranlar) Ödülü'nü almaya hak kazandı.

Condé Nast Traveler dergisinin bu yıl beşinci kez verdiği World Savers Ödülleri, seyahat şirketlerinin dünya çapında gerçekleştirdikleri sosyal sorumluluk çalışmalarını ödüllendiriyor. Ödüller, titiz değerlendirme süreci, doğal hayatı koruma, yoksulluğun azaltılması, çevreyi ve kültürü koruma, eğitim ve sağlık girişimleri olmak üzere 6 kategoride veriliyor.

Wolgan Valley Resort & Spa Genel Müdürü Joost Heymeijer, "Açılışımızdan sonraki ikinci yılımızda doğal hayatı koruma konusundaki azmimizin küresel ölçekte bir ödüle daha layık görülmesi bizi çok mutlu etti. Tesisimiz kuruluşundan bu yana Avustralya'nın doğal ortamına tamamen uyum sağlaması ve nesli tükenmekte olan türlerin korunması felsefesi ile hareket etti" şeklinde konuştu.

Konukların, çevreye ve topluma karşı sorumluluğu yerine getirme konusundaki çabaları hemen fark ettiklerini belirten Heymeijer; "Tabii ki aynı zamanda Emirates'in sunduğu birinci sınıf lüks ve eşsiz deneyimden ödün verilmemesini de takdir ediyorlar. Avustralya'da ve dünya çapında doğanın korunmasına katkıda bulunan meslektaşlarımızın sosyal sorumluluk alanındaki çalışmalarını artırmalarını tavsiye ediyoruz. Tüm bu çabalarla, sektörün büyümesini ve gelişmesini sağlarken, doğal güzelliklerin korunmasına katkıda bulunmaya devam etmeyi umuyoruz" dedi.

Sürdürülebilir ekolojik tasarımla doğa dostu tesis

Sidney'den muhteşem bir manzara eşliğinde üç saatlik bir yolculuğun ardından ulaşılan Wolgan Valley Resort & Spa, Avustralya'nın en önemli iki milli parkının ortasında ve Mavi Dağlar Dünya Miras Alanı'nın hemen yanında yer alıyor. Resort, Emirates'e ait 1600 hektarlık arazinin sadece yüzde ikisini kaplıyor ve gelir düzeyi yüksek gezginlerin beklentilerini karşılamakla birlikte daha geniş bir alanda sosyal, ekolojik ve çevresel sürdürülebilirlik sağlanmaya çalışılıyor.


Wolgan Valley, bulunduğu doğal ortama uygun, ekolojik tasarımıyla konuklarının ve doğa düşkünlerinin ilgisini çekiyor. Şu ana kadar Wolgan Valley'deki yaban hayatı koridorlarına ve nehir kenarlarına 175 binin üzerinde yerli ağaç dikildi. Tesiste, yağmur suyunun toplanması, atık suların geri dönüştürülmesi, elektrik tüketimini azaltma amacıyla ısı değişim teknolojisi ve tüm sıcak su sistemlerinde güneş panelleri kullanılması gibi Ekolojik Açıdan Sürdürülebilir Tasarım prensipleri ve kaynakları koruma teknolojilerini kullanılıyor.

Kaynak: www.sondakika.com

5 Ocak 2012 Perşembe

Kadıköy Belediyesi Karbon Salınımını Ölçtü

Kadıköy Belediyesi, çevre korunması için önemli bir adım daha atarak, atmosferde birikerek iklim değişikliğine ve çevre kirliliğine yol açan sera gazlarını gözlem altına aldı. Belediye, hizmet binalarının elektrik ve doğalgaz kullanımları ile belediye araçlarının yakıt tüketiminden kaynaklanan karbondioksit salımlarını ölçerek, bu miktarın azaltılması iklim dostu adımlar atarak tedbirler aldı. Belediye aynı ölçümü Kadıköy ilçesi içinde yapma hazırlığına başladı.

Türkiye de ilk kez bir ilçe belediyesi, atmosfere saldığı sera gazının ölçümünü bilimsel çalışmalarla ortaya koydu. Kadıköy belediyesi, Bölgesel Çevre Merkezi (Rec) Türkiye Ofisi işbirliğiyle kurumsal düzeyde sera gazı salım envanter hesaplamasını tamamladı. Kadıköy ilçesinin atmosfere saldığı sera gazının azaltılması çalışmalarına alt yapı oluşturacak bu çalışmalar, Bölgesel Çevre Merkezi’nin desteğiyle Kadıköy Belediyesine ait 77 binanın doğalgaz ve elektrik tüketimleri, 36 parka ait elektrik tüketimi, 173 aracın yakıt tüketim miktarı ve diğer kullanılan malzeme miktarları tespit edilerek, atmosfere salınan karbondioksit salımlarının 2010 yılında 12 bin 817 ton eşdeğerinde olduğu belirlendi. Belediye bu çalışmadan sonra hizmet binaları, araçlar ve parklarda enerji tüketimini azaltmak, verimliliği artırmak için çevre dostu aydınlatma gereçleri, temiz enerji kullanımı ve enerji tasarrufu gibi bir dizi önlem aldı.

Kentin hava kalitesinin iyileştirilmesi, küresel ısınmaya olan katkısının azaltılması için alt yapı oluşturan bu çalışmalardan sonra Kadıköy’ün ilçe ölçeğinde karbon salım envanterinin ölçülmesi çalışması ve sonrasında da ilçe bazında yapılacak çalışmalarla Kadıköy’den atmosfere karbon salınımının azaltılması projeleri hazırlanacak.

BAŞKAN ÖZTÜRK “Atmosferin korunmasında Kadıköy’den de katkı sunacağız”
Kadıköylülerin çevre korunmasında duyarlılıklarını 2010 yılında plastik torba kullanımının yasaklanmasında, yasağa uyarak önemli bir katkı sunarak ortaya koyduklarını kaydeden Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk, sera gazlarının ölçülmesi için Belediyenin attığı önemli çevre adımına da destek sunacaklarına inandığını belirtti. Başkan Öztürk şunları söyledi:
“Belediye olarak kent ölçeğinde iklim değişikliğine neden olan sera gazlarının atmosfere salınan miktarını azaltmak için önemli adımlar atarak binalarımızda ölçüm yaptık ve sonrasında bu miktarı azaltmak için enerji verimliliğini arttıracak çalışmalar yaptık. Dünya için belki çok küçük bir damla ama bu damlalar birleştiğinde selleri meydana getiriyor. Aynı çalışmayı ilçe bazında yaparak Kadıköylülerin desteğiyle daha büyük adımlar atmak atmosferimizin korunmasında destek sunmak istiyoruz. Bu çalışmamızın da plastik torbanın yasaklanması gibi çevreye önemli bir katkı sağlayacağını ve diğer yerel yönetimlere örnek olacağına inanıyoruz.”

www.surdurulebilirgundem.org

3 Ocak 2012 Salı

150 Yıl Öncesinden İklim Araştırmaları

Yüz elli yıl önce yaşamış olan ünlü Amerikan düşünür ve yazarı Henry David Thoreau tuttuğu günlüklerle bugünün iklim değişikliği çalışmalarına çok değerli bilgi sağlar durumdadır. Aynı zamanda bir doğa bilimci olan Thoreau, yazılarında gününün doğal çevresini bilimsel bir biçimde titizlikle kaydedince, iki kitabı ve günlükleri iklim değişiklikleri araştırmalarında paha biçilmez veri kaynağı olmuştur.

Boston Üniversitesi'nin (BU) web sayfası 14-18 Kasım, 2011 tarihli haftalık haberleri arasında iklim değişikliğini (4) inceleyen ilginç bir proje duyurmuştur. Bu proje, “Watching Climate Change from the Ground and the Heavens: College of Art and Science -CAS profs. get an assist from Thoreau” (Yerden ve Göklerden İklim Değişikliklerinin Gözlenmesi: Fen Edebiyat Fakültesi profesörleri Thoreau’dan yardım almaktadırlar) başlığı ile verilmiştir.

Projede, 150 yıl önce Thoreau tarafından yapılan iklim değişikliği çalışmaları kayıtları, güncel yersel çalışmalardan elde edilen ölçümler ve Uzaktan Algılama yer gözlem uydu verileri birlikte değerlendirilerek, günümüz iklim değişikliği araştırılmıştır. Uzaydan ve yerden yapılan gözlemler paylaşılarak, iklim değişikliğinin ve etkilerinin daha net bir şekilde anlaşılması hedeflenmiştir.

Boston Üniversitesi (BU) biyoloji profesörlerinden Richard Primack, 2001 de kitabını yazarken iklim değişikliklerini en iyi anlatabileceği örneklerin az ve kolay ulaşılabilir olmadığı sorununu yaşamıştı. Bunu, kutuplar, kutup ayıları, buzullar, İsviçre Alpleri vb. gibi ulaşılması kolay olmayan örneklerle anlatmış, daha yerel ve herkesin kişisel olarak görebileceği örnekler göstermekte zorluk çekmişti. Bugün herkesin daha rahatça anlayabileceği bu türden örnekleri çoğaltmak çok daha kolay olmaktadır.

Prof. Primack bu arada, BU felsefe mezunu bir öğrencisinden duyduğu 150 yıl öncesinde yaşamış ve NEW ENGLAND’da iklim değişikliğinin etkileri çalışmalarına öncülük etmiş olan Henry David Thoreau’nun çalışmalarının etkisinde kalmaya başlamıştır. Thoreau’nun 150 yıl önce doğadaki değişiklikleri gözlemlemek üzere sürdürdüğü, ‘Bahar mevsiminde bitkilerin yapraklanma, tomurcuklanma başlangıç ve gelişim zamanları’ çalışmalarında, ilgili gözlemlerini günümüzdeki kadar ayrıntılı, tarihlere dikkat ederek kaydetmiş ve 1800 yıllarına giden resimler çekmişti.

Primack çalışmalarında, 150 yıl önce yaşamış Thoreau’nun bu kayıtlarını, küresel ısınmanın bir barometresi gibi kullanarak yapraklanmanın, tomurcuklanmanın bugün daha mı geç, daha mı erken geldiğini araştırmak istemiş. Primack kendi yersel çalışmalarını doğrulamak için de Uzaktan Algılama uzmanlarının katılımı ile bir proje ekibi oluşturmuştur. Bitkilerin yeşerme, tomurcuklanma zamanlarına ait yersel ölçümler, uydu verilerinden oluşturulan bitki görüntüleri ile karşılaştırılmıştır. Primack Uzaktan Algılama verileri için, “Yersel çalışmaları doğrulamak için 438 mil (700km) yukarıda bir yörüngede dönen ve yeryüzüne bakarak veri toplayan NASA uyduları kullanılmıştır” demektedir.

Uzaktan Algılama uzmanları, BU Coğrafya ve Çevre bölümünden Prof. Schaaf ve BU Biyo-Kimya bölümünden Prof. Polgar, projede NASA’nın Terra ve Aqua uydu verilerinin kullanıldığını belirtmektedirler (2). Çalışmalarında, uyduların ikisinde de bulunan MODIS (Moderate Resolution Imaging Spectroradiometer) algılayıcısının (3) teknik kalitesi iyi, atmosferik düzeltmeden geçirilmiş verilerini kullanmışlardır. Schaaf yüksek kaliteli bu verilerden, Bahar mevsiminde Concord Massachusetts bölgesi alanında, bitkilerin büyüme başlangıcını ve fotosentezinin başlama görüntülerini hazırladıklarını söylemektedir (Şekil-1).


Şekil-1: Prof. Dr. Richard Primack iklim değişikliğini, Henry David
Thoreau’nun notları ve uydu haritaları ile ölçmektedir (4).


Bu işbirliği çerçevesinde, uydudan elde edilen verilerle yerden yapılan ölçümlerin karşılaştırılıp değerlendirilmesi, hedefledikleri olumlu sonuçları elde etmelerini sağlamıştır. Hem uzaktan algılama görüntüleri ile çalışan Crystal Schaaf, ve hem de yerden ölçüm yapan Primack, yeşillenme zamanının, Thoreau’nun zamanına göre daha erken olduğunu görmüşlerdir. Her iki bilimci de 1800lerin resimlerine, üzerindeki tarihleri inceleyerek baktıklarında, o zamanların baharının bugüne göre daha geç geldiğini saptamışlardır.

Primack ile çalışan lisansüstü öğrencisi Caroline Polgar, ortalama 17 günlük daha erken geldiğinin kesin olduğunu söylemektedir. Öğrenci bu erken gelmeye, iklim değişikliğine ilaveten, şehrin fırın etkisinin de neden olduğunu belirtmektedir. Binaların ve yolların soğurduğu ısılar ve yollardaki yoğun araba trafiği, Boston şehrinin içinde bir fırın etkisi yapmaktadır. Primak da bu sonucun nedeninin, yaklaşık 1/3 iklim değişikliği, 2/3 şehirleşmede olarak bulmaktadır.

Primak, belli bitki türlerinin bu iklim değişikliğine cevap veremeyeceği için, neslinin tükenip yok olacağını belirtmektedir. Artan hava sıcaklıkları, sulak alanları kurutmaktadır. Bu durum daha fazla su bağımlısı bitkileri yaşayamaz kılacağı için bitki türleri de değişmektedir. Örneğin, Thoreau zamanında ortama uyum sağlamış 21 farklı orkide varken, şimdi ancak 7 tanesinin kaldığı söylenmektedir. Primak bu azalmanın nasıl oluştuğunu gözlediklerini ve bu konuda ne yapılması gerektiğini araştırdıklarını belirtmektedir.

Schaaf, bırakın uyduyu, otomobilin bile olmadığı zamanlardan Thoreau’nun kayıtları ile çalışmanın çok heyecanlı olduğunu söylemektedir. O ve öğrencileri de dünyamızın ısınma eğiliminin, ağaçların ve bitkilerin atmosferden karbon dioksit soğurma yeteneklerini nasıl değiştirdiğini sayısız durumları belirleyerek araştırmışlardır. Ayrıca Thoreau araştırmacı doğası gereği, tuttuğu günlüğünde 1850 yıllarında sıcaklık ölçümleri ile bitkilerin yapraklanma ve tomurcuklanma zamanlarının yanı sıra, göçmen kuşların biçimlerinden, yaşam döngülerine kadar çok değişik kayıtları da tutmuştur. Yapraklanma zamanları ile bahar kuşlarının Concord bölgesine dönmedeki ilişkisi, Thoreau’nun günlük notlarından çıkan başka bir paha biçilemez miras olduğunu Primack çok öncelerden fark etmişti.

Çalışmalarla gelinen sonuçlara göre, hiç şüphesiz, Concord’daki günümüz çocukları değişik türdeki yaban çiçeklerini, kelebekleri ve kuşları, Thoreau’nın doğa yürüyüşleri yaptığı zamanki kadar zenginlikte görememektedirler.

Proje çalışması çerçevesinde verilen mesaj şöyledir:
Araştırmalara göre; “Durum öyle bir noktaya ulaşılacaktır ki, eğer sıcaklığı gittikçe artan, gittikçe ısınan bir gezegenin kontrolsüz bırakılması sürerse, gezegenin ekosistemi çökmeye başlayacak, gezegende yeterli ağaç kalmayacak, yeterli kuş ve böcek olmayacaktır. Böyle bir ortamda, yeteri kadar karbon dioksit soğurulamayacak, Dünya gittikçe ısınacak, yeteri kadar sel ve taşkın sularını engellenemeyecek ve yeterli toprak üretilemeyecektir.”

Prof Dr. Hülya Yıldırım- hulya.yildirim@kocaeli.edu.tr
http://www.bilimania.com

Kaynaklar:
1-Donoghue, D.N.M., 2002, Remote Sensing: environmental change, Progress in Physical Geography 26,1, pp.144-151.
2- http://terra.nasa.gov/
3- http://www.nasa.gov/mission_pages/aqua/
4- http://www.bu.edu/today/2011/watching-climate-change-from-the-ground-and-the-heavens/